25 Aralık 2025 Perşembe

TÜRK UYGARLIĞINDA KEÇE ve KEÇECİLİK SANATI

Türklerde Keçe ve Keçecilik Tarihi ve Üretimi

Keçenin ve keçeciliğin tarihi kaç yıllık olduğu konusunda kesin bir bilgi yoktur. Ancak keçe dokumasının ilk olarak M.Ö. 3. 4. Yüzyıllarda Orta Asya'da Ön Türklerden Hun, Göktürk ve oğuz boyları arasında üretildiği, kurganlarda (Tük mezarları) ortaya çıkan kalıntılardan anlaşılmaktadır. Keçe sanatı, Anadolu topraklarına Türk göçleri ile gelmiş, varlığını Anadolu Selçuklu Devleti döneminden itibaren sürdürerek günümüze taşınan bir sanat olayıdır.

Bir başka kaynaklarda, keçenin tarihi, M.Ö. 1200-1100 tarihine uzanan Hitit Kanunları ve Homeros'un İlyada adlı yapıtında yer almaktadır.

Tarihi kökenine bakıldığında büyük bir buluş olan keçe dokuması el sanatı olarak Türklerin geliştirdiğine dair kaynaklara göre keçecilik tarihi 3000 yıla kadar dayandığını yazarlar. Anadolu’da ise keçenin ve keçilik dokuma sanatının 10. ve 11. Yüzyıllarda Orta Asya’dan Anadolu'ya göçebe Türklerle birlikte girmiştir.

Keçe, Türklerin Orta Asya’nın doğa koşullarında sürüler ile konargöçer toplum olarak yaşamlarından dolayı yünden tepilerek sıkıştırılmasıyla oluşan bir tür kalın, su ve soğuk geçirmez bir dokumadır. Türklerde keçeden yapma “Yurt” adı verilen keçe çadırların en büyük özelliklerinden olan su, ısı, ışık ve ses geçirmezliğidir. Ayrıca mikrop ve böcek koğuculuğu ile önem taşır.

Orta Asya’dan Anadolu’ya getirilmiş, Anadolu’da Türk el sanatları olarak 11. Yüzyıldan itibaren yünlerden tepilerek üretilmiştir. Bu konuda en belirleyici kaynaklardan biri de Kaşgarlı Mahmud'un “Divan-ı Lügat-it-Türk” adlı ilk Türkçe yapıtında keçe deyimi orada ilk kez geçmektedir

Türkler keçeden içinde barınılan obalar (çadırlar) dışında birçok alanda kullanmışlardır. Bu işlemler arasında şapka, kepenek, evlerde sergide kullanılan ev eşyası, çeşitli süs eşyası, at eyerlerinde gibi alanlarda kullanılmıştır. Kafkas, Kırgız ve Kazak Türkleri keçeden bir tür resimde görüldüğü gibi “kalpak” adı verilerek kullanmaktadırlar.

Türkler arasında keçenin kullanım alanları, evlerde, çadırlarda yerlere serilen “yazgı” adıyla bilinen ev eşyası yapılması yanında, giyim ve süs eşyası olarak ta kullanıla gelmiştir. Ayrıca, eyer keçesi, süt keçesi, çobanların davar güderken karlı, yağmurlu ve soğuk havalarda giydikleri giysidir. Ayrıca kepenek yanında, başa giyilen başlık, ayağa giyilen çorap-çizme gibi alanlarda kullanılır.

Türklere ait en eski kurganlardan Pazırık Kurganı olmak üzere birçok kurganda keçeye rastlanılmakta, İskit ve Hun Türkleri başta olmak üzere Proto-Türkler'den beri Keçenin kullanıldığı yapılan arkeolojik bulgularla tespit edilmiştir.

Keçe denince Anadolu insanının aklına, koyunların yünleri kırkılarak elde edilen yünlerin keçeleşmesi için bu yünlerin ısı basınç ve nem altında tepilerek keçeleştirilmesinden meydana gelendir.
Yünden yapılan keçe, kolay kolay suyu emip içine çekmez. Ancak ortamdaki fazla nemi emer ve nem oranını doğal bir şekilde düzenler. Bir başka özelliği, ateşe karşı dirençli olup kolay kolay yanmaz. Ayrıca alerjik ortamların da olanak vermez. Dahi, bit, pire, akrep, yılan, karınca gibi birçok haşarat keçenin yanına yaklaşmaz.

Türkler keçeden yapılmış çadırlara “yurt” veya “oba” derler. Konargöçer yaşam sürdüren Türkler, Keçe çadıra bir başka, “dürüm ev” adını da vermişlerdir. Çünkü konargöçer Türkler bir yerden bir yere göç ederlerken derlenip toplanıp dürülen olmasından dolayı adına “dürüm ev” demişlerdir.

Bu dürüm evler soğuğa, sıcağa, yağışlara karşı dayanıklı olup, koruyucu özelliğini taşır. Bu bir adına yurt, bir adına da “dürüm ev” denen keçe çadırların içi kışın sıcak, yazın da serindir. Çobanların yağışlı ve soğuk havalarda giydiklerine “kepenek” denir. Hatta “yük keçesi” denilen keçede, konargöçerlerin bir yerden bir başka yere göç ederlerken eşyalar yaştan yağmurdan, pislikten korunsun diye içine eşya koydukları keçe çuvallar bile yaparlar.

Çeşitli desenlerle işlemeli süslerle donatılmış keçeler ile evlerde, çadırlarda sedir üzerine konanlara ve yere serilene de “yaygı” adı verilir.

Keçeden yapılan başlığa da “börk” denir.

Günümüzde genellikle Kazan Tatarları, Özbekler, Uygur Türkleri tarafından kullanılmaktadır. Hatta Uygur Türkleri keçe başlığı ulusal başlık olarak kabul ederler.

Elif Tacı-Ak Börk: Bilge kişi Hacı Bektaş'ın ak keçeden yapma başına taktığı başlığın daha sonra dönüşüme uğrayarak Bektaşi tarikatına bağlı yeniçeri ocağının başlığına dönüşmüştür. Ayrıca “taç” adı verilen, keçeden yapma şeyh ve dervişlerin giydiği başlık üzerinde destar ve dilimler ile bağlı olunan tarikatları belirler.

Yandaki oba (çadır) keçeden yapmadır...


Yandaki resimde görülen, keçeden başlık giyen Türk kadını


2 Aralık 2025 Salı

CHP TABANINDAN KENDİSİNE KARŞI ZITLIKLAR OLUŞTURAN KEMAL KILIÇDAROĞLU

CHP Tabanında Kendisine Karşı Zıtlıklar Oluşturan Son Video Mesajında Gösterdi ki, Sanki CHP’yi Kilitleme Hesapları Yapan Dil kullanmıştır.

Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 24 Kasım günü parmağını sallaya sallaya yayınladığı sosyal medya videosunda öyle ağır sözler etti ki, CHP daha da yenilendi, Kılıçdaroğlu kendini en düşük sevilere indirgedi. Hatta bir tür siyasal intiharını gerçekleştirdi. Bilinmez artık ama, sırtını iktidara dayayarak yeni bir parti bile kursa asla başarı sağlayamaz. Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu, bir dönemi kötü bir biçimde sonlandırdı…

Kılıçdaroğlu konuşmasında iktidarın bütün tezlerini, CHP’ye ve toplumsal muhalefete ilişkin bütün suçlamalarını kabul eden bir tutum ilan etti. Böylece, Kılıçdaroğlu AKP lideri Erdoğan’a pas verdi, Erdoğan kendisine yollanan mesajı kaçırmadı. Fırsatı değerlendirdi ve “Bakın gördünüz mü, ne kadar doğru bir iş yapmışız. Sayın Kılıçdaroğlu da koyunlarında besledikleri yılanı gördü. Hırsızlık ve yolsuzluk yapanları, İmamoğlu ve arkadaşlarını suçluyor (mealen) diye açıklama yaptı.

Recep Erdoğan’ın gözünde artık, “Bay Kemal” gitti, yerini, “Sayın Kılıçdaroğlu” aldı.
Yalvar yakar gibi olup, iktidar yardımıyla yeniden CHP’nin başına geçmek hayalleri mi kurdu bilinmez ama bir daha asla CHP’liler yanında güveni hiç kalmadı…

Dahası, parmak sallaya salaya o video konuşmasında, Kılıçdaroğlu CHP’nin İmralı heyetine katılmamasını da eleştirdi. İnanılır gibi değil. Aynı Kılıçdaroğlu yaklaşık 2,5 yıl önce “6’lı masa” oluşumu sırasında HDP’ye selam vermekten korkuyordu.

İyice anlaşıldı, Kemal Kılıçdaroğlu gösterdi ki siyasi zekadan uzak bir çıkış yaptı, CHP’nin 2025’te Kasım 27-28-29 günlerinde başlattığı olağan kurultayının 29 Ekim günü İktidarın sözcüsü Sabah Gazetesine röportaj verip, tam manşetten yayınlanan partisinin yolsuzlukları olduğu iddiasını dillendirmesi gösterdi ki, “Ben siyasi stratejiden hiç anlamam, anladığım 14 yıl boyunca siyasetim, kendi partimin başkanlık koltuğumu kaptırmamı içime sindiremedim, yeniden ele geçirmek için basit strateji kurnazlığı ile uğraşıp, Erdoğan ve partisinin iktidarda kalmasını arzusu ile yanmaktayım” der gibi oldu.

Dönersek 13 yıllık parti başkanlığına, Kılıçdaroğlu’nun Türkiye’de ne kadar kötü giden sistem sorunu yaşanmasında etkin rolü olmuştur. Hiç kuşkusuz, şu var edilen sistem, Kılıçdaroğlu’nun attığı yanlış adımları sayesinde geçekleştirilmiştir...

Dönüp geriye bakıldığında, mühürsüz oyların kabulünü, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun cumhurbaşkanı adayı gösterilmesinde, oy verenlerin ikinci bir oy verme ihtimali göz önüne alınarak parmak boyası kullanılmasının kaldırılmasında, Anayasaya aykırı ama “evet” diyeceğiz sözlerine bakıldığında resmen muhalefet lideri gibi görünüp, Erdoğan iktidarını sanki eş başkanlığını yapmış gibi durum ortaya koyuşu muhalefet ve daha çok düşmanca CHP karşıtı Sabah gazetesindeki manşetten anlaşılmaktadır.

Mehmet Ali Güller yazıyor…
Şöyle diyor: “Kılıçdaroğlu henüz kayyım atanamadı gerçi ama CHP’nin İmralı’ya gitmeme kararı aldığı gün kararı eleştirerek “CHP İmralı’ya gitmeli” yayını yapması, misyonunu sürdürdüğüne işaret ediyor. Ki Kılıçdaroğlu daha önce “İmralı meşru bir organ değil” demişken, “Devlet Öcalan’la görüşmez” demişken, “Öcalan’la masaya oturmam” demişken!”


Recep Erdoğan’ın, “Bay Kemal, Bay-Baya Kemal” diyerek alaya aldığı Kemal Kılıçdaroğlu, iktidara, “kontrollü muhalefet edeceğim, yanımda olun” işaretini vermektedir.

Selman Zebil-Antalya 2 Aralık 2025

Recep Erdoğan’ın, “Bay Kemal, Bay-Baya Kemal” diyerek alaya aldığı Kemal Kılıçdaroğlu, iktidara, “kontrollü muhalefet edeceğim, yanımda olun” işaretini vermektedir.

AKP'Lİ ÖZLEM ZENGİN DİLİNDEN BAZI SÖZLER

  AKP Milletvekili Özlem Zengin’in Üslubu ve Zihin Bulandıran Sözleri Diyor ki: “Muhalefet, gerçekte ilgi duymadığı konuları popüler kılmaya...