30 Eylül 2026 Çarşamba

BORSA SOYGUNU; YÜZYILIN VURGUNU





Borsa Soygunu ve Soyguncuları

11 Ay önce Mehmet Şimşek olayı sezmiş, Borsa’da manipülasyon var demiş ancak birileri “sus” deyip susturmuş olacak ki 11 ay içinde alabildiğine vurgunlar vurulmuş olup, toplan bu vurgun 20 milyar doların üzerine çıkmakta olduğu söylenmektedir. Bu vurdun, cumhuriyet döneminin en büyük, en ağır fon vurgunudur. Bunun siyasi ayağı olmaması olanaksızdır; ucu kime dokunursa dokunsun derinlemesine araştırılmalıdır.



İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi ve Aklama Suçu Soruşturma Bürosunca yürütülen Sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturma kapsamında tutuklanan Destek Holding'in tutuklu patronu Altunç Kumova'nın savcılık ifadesinde: “Hisse 60 kat yükseldi rekor artışı, anormallik sezdim ama müdahale edemezdim. Tutuklu Altunç Kumova'nın anlatımı: Hisse 60 kat yükseldi, anormallik sezdim ama müdahale edemezdim 19.09.2026

46 TL’den yaklaşık 15 milyar liraya ulaşan piyasa değeri olan şirketin 1 trilyon 300 milyar liraya ulaşmasında anormallik var. Destek Yatırım Bankası patronu Aytunç Kumcu, şirket sahibi olarak bu duruma anormal bir rakam demektedir. Bir itiraf niteliğindeki konuşması: “Evet bahsettiğiniz rakam anormal bir rakamdır. Fakat şirket sahibi olarak bu durumda ne yapacağımı bilmiyordum. En başında da belirttiğim gibi hisse değeri ve satışı ile ilgilenmediğim için tamamen şirketimin ticari faaliyetlerine odaklı olduğumuz için bu anormal durum ile ilgili olarak herhangi bir şekilde bir sorgulama işlemim olmamıştır. Fakat hep şu düşünce içerinde olduğumuz içinde ne olsa SPG tarafından denetlenen bir durum olduğu için anormal bir durum olsa mutlaka bize bildirilir düşüncesi içindeyim” der.

İHA Haberine göre: Borsa yatırımı vaadiyle salt bir kişi 4. milyon 519 bin 700 liralık vurgun yapmış. 8 tutuklama, Kocaeli Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Gölcük Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında siber dolandırıcılık şebekesine yönelik çalışma gerçekleştirdi.

Şüphelilerin, kurulan paravan şirketlere ait IBAN hesaplarında bulunan paraları İzmir'deki bir kuyumcuya fiziki altın bedeli adı altında aktardıkları, ayrıca döviz cinsinden yurt dışındaki hesaplara ve çeşitli kripto para borsalarına transfer ederek dolandırıcılık eylemlerini gerçekleştirdikleri belirlenmiş.

Yapılan incelemelerde şüphelilerin, yabancı şahıslar adına çıkarılan telefon hatlarını kullanarak ülke genelinde vatandaşlarla iletişime geçtiği ve kendilerini borsa yatırım firmalarının yöneticileri olarak tanıttığı belirlendi.

Şüphelilerin, yatırım yapacak kişilere “Turust Wallet” isimli uygulamayı indirttiği, yatırılmak üzere gönderilen paraları ise kurdukları paravan yatırım şirketlerinin hesaplarına aktardıkları tespit edildi.

Soruşturmanın tamamlanmasının ardından şüphelilerin yakalanması ve suç unsurlarının ele geçirilmesi amacıyla 8 Eylül tarihinde 8 farklı ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda hakkında işlem yapılan 21 şüpheliden 17'si gözaltına alındı. Şüphelilerin ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda suç unsurları ve çok sayıda materyal ele geçirilmiş. Gözaltına alınan 17 şüpheli, Gölcük Cumhuriyet Başsavcılığı'na sevk edilerek, 8'i sulh ceza hakimliğince tutuklandılar.

Köprü ve otoyollar satışından beklenen 4 milyar lira iken 10 ayda borsa dolandırıcıları milyarlarca dolar almışlar ve yurtdışına aktarmışlar. Yatırımcı sayısı 514 bin üzerinde olan fonun büyüklüğü 17 milyar dolar.

Vurgunu önceden bilen Mehmet Şimşek, 11 ay önce “Bazı Fonlar radarımızda” demiş, bazı fonlar üzerinde manipülasyon yapıldığını biliyoruz.” Demişti. O tarihte 131 fonda 297 milyar lira varmış. 10 ay sonra ise, anormal bir farkla 822 milyar liraya çıkar. Aradaki fark 525 milyar lira olur. Mehmet Şimşek bunu mu bekledi acaba?

Vurgun paraları İsviçre’ye kaçırılmış…
Bu tutar, 3 milyar lira, 15 milyon dolar, 25 milyon avro olmaktadır.
Toplam 826,25 milyar lira tutarında olan paralar:
Tera Portföy 538,31 milyar lira
Atlas Portföy 77,98 milyar lira,
Pardus Portföy 70,79 milyar lira,
Pusula Portföy 64,10 milyar lira,
Hedef Portföy 61,27 milyar lira,
Bulls Portföy 11,37 milyar lira,
A1Capital Portföy 2,43 milyar lira kaçırmışlar.


Gayri meşru yollardan kazandıkları paraları İsviçre Bankalarına atarmışlar…
Pusula Holding yönetim kurulu başkanı Serdar Turhan hesabından İsviçre’de bulunan hesabına 15 milyon dolar aktarmıştır. Yine Pusula Portföy yönetim kurulu başkanı Muhammed Yarız’ın hesabında da İsviçre’deki bir başka banka hesabına 25 milyon avro aktardığı tespit edilmiştir.

Ufuk Yatırım, Lydia Yeşil Enerji Yatırım sahiplerinden Kemal Akkaya ve Enver Çevik adlı kişilerin şirketlerinde bir tek çalışan yok. Ancak Ufuk Yatırım 42,9 milyar lira, Lydia Yeşil Enerji 15,9 milyar lira vurgun vurmuşlardır.

İktidara yakın oldukları bilinen kişiler fon vurgunu yaparak servetlerinin üstüne aşırı servetler katmışlar ancak ayyuka çıkan bu soygun olayını iktidarın yandaş gazeteleri görmezden gelip bu ağır skandalı bir türlü yazamıyorlar, yazamıyorlar.

Mehmet Şimşek hemen istifa etmeli…
4 Kasım 2025’te manipülatif işler ile 231 fonda gelişen düzenbazlığı Maliye Bakanı Mehmet Şimşek biliyor muş. Neden 11 ay bekledi bir sır gibi sanki. Yoksa birileri önüne geçip “sakın ha dokunma mı” dedi.

Din, ima, Kur’an kullanılarak insanların hayalleri ile alay edercesine oynamışlar…
Mehmet Şimşek’in görüp 11 ay sustuğu, fon dolandırıcılarının derin siyasi ayağı baskısından mıydı acaba? Bu dolandırıcılıkla artık pis kokuların çevreyi yayılışı ile alana çıkmasının önünü alamadılar.

Pusula Holding uçağıyla Umreye giden Diyanetçiler…
Büyük fon vurgunu…
Tera Holding bire bin kazanmış.

Selman Zebil Eylkül 2026 

19 Temmuz 2026 Pazar

BEYŞEHİR-KUBADABAT SARAYI'NDA YER ALAN SİREN-HARPİ FİGÜRLÜ ÇİNİLER





Beyşehir Kubadabad Sarayı’nda Yer Alan Siren-harpi Figürlü Çiniler

Beyşehir Kubadabad Sarayı Çinilerindeki Harpi-Siren öne çıkan figürleri Anadolu Selçukluların kuşkusuz en zengin süsleme sanatıydı. Kubadabad Sarayının çinilerinde grifon, siren (harpi), sfenks ve çift başlı kartal gibi fantastik yaratıklar figüratif motifler arasında özel bir konumu oluşturmaktadır. Bu sanatın, İslamiyet öncesi Türk kültürüne dayanan ve hayvan stilinden izler taşıyan bu yaratıkların, diğerlerine kıyasla daha gelişmiş mistik güç ve kudrete sahip oldukları, sarayı ve sakinlerini kötü ruhlardan ve kötü dileklerden koruma görevi verildiğine inanılmaktadır. Böylece efsanevi varlıkların hikayeleri, insan doğası, büyü ve tehlike gibi evrensel temaları yansıtırken, sanat ve sembolizmin önemli bir parçası olmuştur.

Beyşehir Kubadabad Selçuklu Sarayı çinilerinde bulunan Mitolojik bir figür olan grifon; Baş ve kanatları kartal, gövdesi aslan, başı kadın gövdesi kuş figürleri

İnsan başlı ve kuş gövdeli harpi-sirenin Türk-İslam kültürüne, Avrasya ortak kültürünün dışında Antik Yunan, Hint, Arap ve Fars kültürlerinde de yakın benzer semboller görülür. Ortaçağ Rus sanatında karşılaşılan bir diğer siren figürü de zengin Rus kadınlarının şapkalarına uygulanmıştır. Selçuklu harpilerinin ilahe Umay ile ilişkisi, Rus siren figürleri ile muhtemelen ortak Avrasya bağlantısı araştırılmalıdır. Hristiyanlık öncesi Hıristiyanlar, İslam öncesi Türklerde pagan izleri taşıyan bu tür figürlerin köklerinde, bütün Antik Avrasya kültürlerinde ortak sembollerdir. Temelinde Büyük Ana Tanrıçanın yattığı varsayılmaktadır. Selçuklu harpilerinin Tanrıça Umay ile ilişkisi ortak Avrasya köklerine dayandığı olasılığı vardır.

Dönersek zengin Kubadabad sarayı çinilerine, grifon, siren (harpi), sfenks, iki başlı kartal gibi fantastik yaratık figürler ve motifler özellikle, ökleriyle İç Asya'nın İslam Öncesi Türk geleneğine dayanan ve hayvan biçimlendirme özelliğini taşıyan bu canlıların diğerlerine göre daha gelişmiş mistik güce sahip olduğu, sarayı ve saray elemanlarını kötü ruhlardan ve kötü dualardan korumakla görevlendirildiği düşünülür. Sözü geçen bu fantastik yaratıklar arasında insan başlı ve kuş gövdeli harpi-sirenin Türk İslam sanatına ne zaman girdiği konusunda birçok söylenceler ireli sürülse de benzer simgelerin Orta Asya kültürü dışında, Antik Yunan, Hindistan, Arap ve İran sanatında da görülmektedir.

Beyşehir Kubadabad Anadolu Selçuklu 13. Yüzyıl Saray Çinileri üzerinde siren tasvirli 

Sirenlerin sanat eserlerindeki çeşitli tasvirleri, çanak çömlek, heykel, resim, mimari unsurlar, mücevherler gibi çeşitli alanlarda incelenmiş, mitolojik açıdan, Siren figürünün kökenleri ve mitlerdeki rolü ayrıntılı biçimde incelenmiş olup bu figürler antik çağlardan günümüze kadar olan evrimi izlenmiştir. İkonografik analizler, Siren figürünün semantik açıdan, Siren figürünün taşıdığı sembolizmin insan toplumları üzerindeki etkili anlamları 

derinlemesine açıklanmıştır. Sanatsal olarak siren figürünün çeşitli formlarında nasıl tasvir 
edildiği ve bu figürün kültürel, dini ve toplumsal bağlamlarda nasıl kullanıldığı belirlenmiş olup siren figürünün ikonografik yapısını ve evrensel niteliğini anlamak, siren figürünün insanlık tarihindeki önemini ve etkisini vurgulanmaktadır.

Siren (simurg, harpi) başı insan, gövdesi kuş olarak tasvir edilen bir yaratık olup, olağanüstü güçler karşında insanları koruduğuna inanılır. Orta Asya’da “Tuğrul” da denen Kaf dağında yaşayan bu masal yaratığı, İslami destanlarda çaresizlere yardıma koşan bir melek olarak yerini almıştır.

Sır altı tekniğiyle yapılan bir yıldız çini örneğinde, güvercine benzer şişkin gövdeli bir
Siren figürü. Huand Hatun Hamamının duvarlarını kaplayan sır altı tekniğindeki çiniler, gerek form, gerekse desen, renk ve üslup açısından Kubadabad Sarayı figürlü çinilerinin paralelleridir ve onlar gibi zengin bir repertuar sunarlar: Köpek ve pantere benzer dört ayaklı hayvanlar; yırtıcı ve avcı kuşlar; tavus kuşu, ördek, kaz gibi av hayvanları; hayat ağacının yanında simetr
ik kuşlar; çift başlı kartal ve Siren gibi fantastik yaratıklar; yazılar ve bitkisel desenler Kubad Abad sarayında, sekiz kollu yıldız çinilerde işlenen tasvirlerin benzeridir. (1)

Beyşehir Kubadabad Anadolu Selçuklu 13. Yüzyıl Saray Çinileri üzerinde siren tasvirli

Konya Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi 1254 Envanter numaralı kayıtta geçen Siren figürü. (2) Konya Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi'nde 1254 envanter numarasıyla kayıtlı olan kırık kâsenin dip kısmında yer alan siren/harpi figürü, Orta Çağ seramikleri arasında önemli bir örnektir. Kâsenin alçak halka kaideli olan geniş gövdeli yapısı iç yüzeyinin sarı renkte sırlanmış olmasına karşın dışı ve kaidesi sırsız bırakılmıştır. Kâsenin ölçüleri 14,8 cm genişlik, 5,1 cm yükseklik ve 0,8 cm cidar kalınlığındadır ve hamuru açık kiremit kırmızısı renkte üretilmiştir. Siren/harpi figürü, kâsenin yüzünde cepheden, gövdesi ise profilden tasvir edilmiştir.
Orta Asya'daki Şaman inançlarında da benzer figürlere rastlanmıştır. Sirenlerin ölüm ve öteki dünya inançlarıyla ilişkilendirilmesi, antik Yunan döneminden günümüze kadar uzanan sanatsal ve dini bir motif olarak değerlendirilmiştir. Antik dönemde Siren, yasta olan kadınları temsil eden bir figür olarak ortaya çıkmıştır. Görsel olarak, insanileşmeye ve duygusal ifadelere sahip olma eğilimi göstermiştir, ancak genellikle kuş ayakları, alt beden ve kanatları gibi belirgin özelliklerini korumuştur.

Anadolu Selçuklu Sanatında Siren Figürü…
Siren baş kısmı kadın gövdesi kuş şeklinde olan fantastik bir hayvandır. Siren sözcüğü Farsça (otuz renk) anlamına gelen (sireng) deyiminden türediği söylenir. Siren figürü Türk sanatı yapılarda uygulanan bir motiftir. Bekçi, koruyucu, tılsımlı hayali bir yaratık olarak başta İslam el sanatlarında olmak üzere Anadolu’da da çok sık kullanılmıştır. Sirenler, koruyucu, uğur, talih getirici görevler yüklemiş olduğuna inanılır. Siren, saray, kale, türbe gibi sivil ve dini yapıtlarda yer alan bu yaratıklar bulundukları yapıtlara uygun sembolik değer kazandırırlar. Türbelerde ruh kuşu veya ölünün ruhuna refakat eden kuştur. Kalede ve saraylarda siren hâkimiyet, koruyucu, nazarlık, tılsım sembolü olarak kullanılmıştır.

Gazne Sarayına Ait Duvar Kabartması
Anadolu Selçuk sirenlerinin kaynağını daha önceki Gazne, Fatımi, İran Selçuk gibi İslam sanatı örneklerine bağlayabiliyoruz. Bazıları Anadolu Selçuk örneklerinden daha erken olan Ermeni sirenleri de tipik İslam Türk sanatı özellikleri gösterir. O hâlde etkisini aynı kaynaklardan alan bu figürler İslami örneklerle birlikte Anadolu Selçuklularına etkide bulunmuş yani bir aracı görevindedir.

Selçuklu seramiğindeki Türk Kadını, Orta Asya tipi 

Anadolu Selçuklularında Siren Seramik Tabak ve Duvar Çinilerinde Kullanılmıştır.

Anadolu Selçuklularında siren figürü örnekleri genel olarak birbirine benzer özellikler taşıtlar. Figürde, Türk tipi dolgun yanaklı iri badem gözlü iri yassı burunlu, küçük ağızlı yüzler dikkati çeker. Saçlar boyun denginden dışa kıvrılma ile son bulur. Gövde pul motifli, kuyruk ise yelpaze biçimde dilimlidir. Bütün siren kabartmalarında denk gelinen taç tasvirlerinde Anadolu Selçuk insan kabartmalarından tanıdığımız bir özelliktir.

Siren figürü, taşıdığı kozmolojik anlam sebebiyle Anadolu Selçuklu sanatının birçok alanında uygulanmıştır. Bu figürlerin günümüze kadar gelebilen örnekler; Başta Beyşehir Kubadabad Sarayında olmak üzere, Konya Kalesi ve Alâeddin Sarayı alçılarında, Niğde Hüdavend Hatun Türbesi ve Kalesinde, Kayseri Karatay Han portalında görülmektedir. Siren, mimari yapıların cephelerinde kullanıldığı gibi Kubadabad Sarayı çinilerinde de hayat bularak sarayı zenginleştiren unsurlardan biridir.

Günümüze gelebilmiş en önemli siren figürü, Niğde Hüdavend Hatun Kümbetinde yer almaktadır. Kümbette kabartma tekniği ile işlenen sirenlerin gövdeleri profilden, başları ise cepheden verilmiştir. Sirenler, iri badem gözlü, kaş hattında birleşen yassı uzun burun ve küçük ağızlarıyla Orta Asya yüz tipine uygun olarak tasvir edilmiştir. Sirenlerin gövdeleri pul motifiyle işlenmiş olup kanat kısımları ejder başı ile sonlanmıştır. Bunların başlarında üç dilimli taç yer alan sirenlerin kuyrukları yelpaze şeklinde dilimlidir.

Konya İnce Minareli Medrese Müzesi’nde sergilenen taş kabartma üzerine işlenen siren, Orta Asya yüz tipi, yukardaki resimdeki gibi, volütlü saçları ve yelpaze şeklindeki kuyruğuyla Anadolu Selçuklu özelliklerini tekrar etmektedir. Selman zebil 2026 Beyşehir

Kaynakçalar:
(1) Ruşen Arık, (2000). “Kubadabad Selçuklu Saray ve Çinileri, İstanbul” T.İş Bankası Yayınları, no: 514.
R. Arık, (2007). “Anadolu Toprağının Hazinesi; Çini Selçuklu ve Beylikler Çağı Çinileri”, İstanbul, Kale Grubu Kültür Yayınları.
(2) Y. Özdemir (2021). Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesinden Ünik Özellikte İki Siren/Harpi FigürlüSeramik, Arkhaia Anatolika Dergisi, 4.
S. Aker, (2010). Çini Tasarımı. Ankara: Detay Yayıncılık.
R. Arık, (2000). “Kubadabad Selçuklu Saray ve Çinileri, Türkiye İş Bankası Yayınları, no: 514, İstanbul.R. Arık, (2007), “Anadolu Selçuklu Saraylarında Çini”, Çini Selçuklu ve Beylikler Çağı Çinileri”
R. Arık, (2008). “Selçuklu Saray ve Köşkleri, Selçuklu Çağında Anadolu Sanatı”, Yapı Kredi Yayınları.
C. E. Arseven, (1973). Türk Sanatı, Cem Yayınevi, İstanbul.
M. J. Aasved, (1996). “The Sirens and Cargo Cult”, The Classical World, Vol. 89, No. 5: 383-392.
Lale Avşar, L. (2012). “Kubadabad Çinilerindeki Harpi-Siren Figürünün İzini Sürerken”, Akademik Bakış Dergisi, Sayı 31: 1-24.
B. Ayvazoğlu, (1992). İslam Estetiği, Ağaç Yayıncılık, İstanbul.
Toplam 33 adet kaynakça vardır.


9 Haziran 2026 Salı

TÜRK TARİHİNDE BOZKURT'UN ANLAM ve TARİHİ


Bozkurt’un Anlamı ve Tarihi

Bozkurt sembolü, Bozkurt işareti veya Bozkurt eylemleri, Türklerin mitlerinden gelme olup, siyasi bir simge durumuna getirilmiştir. Bozkurt sembolünün kökeni, İslam öncesine dayanan Türk hakanları tarafından başarı anlamına gelen bir tür Utku (zafer) işareti olarak kullanılmıştır. Orta Asya’dan Türk boylarının Batıya göç ederlerken, soy belirtisi, biz Türk’üz anlamına gelmesi için bozkurt kültünü de yanlarında taşımışlardır.

Kurt, Türklerde mitolojik anlam taşıyan bir sembol olarak hiçbir siyasi görüşe mal edilmeden bütün Türk dünyasının ortak değer sembolü olarak kullanılmalıdır. Ancak MHP ortak ulusal değer olan Bozkurt sembolünü kendilerine zapt etmeleri sonucunda diğer Türkler, geçmiş değerleri unutarak, bir tür nefret görünüm olarak MHP’nin tekeline bırakmıştır. MHP’nin ilk lideri Alparslan Türkeş ve çevresi “Türk-İslam Sentezi” aklı ile, laik Türk yapısına rağmen Bozkurt’u, Türk-İslam sentezine uyarlamak için sürekli inceden inceye İslamlaştırma çabasındaydı.

Kurt simgesi, Türk mitolojisindeki çok eskilere dayanan İslam öncesi kökleri vardır ve Kan-Şaman, Budist ve Tengrici Türk kültürlerinden gelene, Türk halklarına sembol olan, derin tarihsel araştırmalardan çok iyi biçimde anlaşılmaktadır. Orta Asya bozkırlarından Batı'ya doğru göç eden Hunlar, Kıpçaklar ve Peçenekler, Oğuzlar gibi çeşitli Türk halkları tarafından soylarını anlatmak için kullandıkları gerçeği unutulmamalıdır.

Yandaki Resimdeki Uluyan Kurt Heykeli, Saka Türklerine ait olup, M.Ö.500-200 Cleveland Müzesi

Türk mitolojisinde dişi kurt Asena, bütün Türk ve Moğol boylarının ortak köken hikâyesinin bir parçasıdır. Orta Asya’da M.S.4. yüzyılda devlet kuran Göktürklerin mavi bayrağında kurt bulunmaktadır. Çünkü kurt, diğer hayvanlar gibi insanlar tarafından terbiye edilerek evcilleştirilmeyen tek hayvandı. Türklerde teslim olmayan, başka birilerinin terbiyesi altına girmeyi asla kabullenemedikleri için kendilerine kurttu sembol yapmışlar, savaşı, mücadele ruhlarını, özgürlüğünü sevmişlerdir.

Türk mitolojine göre Türk milletinin başına bir tehlike geldiğinde anında bir kurt ortaya çıkar ve onlara yolu gösterir. Obalarının önüne kurt başlı direkler koyarlardı. Göktürkler dönemi 5. yüzyıldan kalma taşa kazınmış anıtta, kurdu emziren bir çocuk tasvir ediliyor.

Anadolu’da Müslüman olmuş birçok Türk halk kültüründe cebinde kurt dişi taşırsa kötülüklerden, nazardan korunacağına inanılır. Hamile kadını nazardan korumak için yastığın altına kurt dişleri veya kurt derisi konur. Yakutlar da kurtlarının adı Bosko olur. Kırgızlar da ise kırda yürürken kurt görmek iyiye gelir ve güzeldir. Rüyada kurt görmek de iyiye işarettir. Eski Türklerde kurdun koyun sürüsüne dalması veya bir ağıla girmek kurt için bir nimet sayılıyordu. En önemlisi bir Türk efsanesine göre kurt atalarının önüne düşüp onlara yolu göstermiştir. Başkurtlar da “başları kurt” anlamına gelen Başkurtlar deniyordu.

Alparslan Türkeş bozkurt selamını 1991’de Gagavuz Türkü kızlardan öğrendi!
Bozkurt selamının zannedilenin aksine 30 yıllık bir geçmişi var. Türkeş’in işareti ilk olarak 1992’de Bakü’de Elçibey ile birlikte yaptığı mitingde görüp yaptığı söylenen ilk bozkurt işaretini 1991’de Ankara’ya gelen Gagavuz Türkleri gençlerden öğrenip, yapmıştı. O günden sonra Gagavuz Türk gençlerinin Türkeş’e ilk bozkurt selamını öğretirler, Gagavuz Türkü Güllü Karanfil, kendilerinin de bu işareti 1991’deki Türkiye gezisi sırasında ilk kez İstanbul’daki bazı ülkücü gençlerden öğrendiklerini söylüyor.

Merih Demiral'ın Türkiye -Avusturya maçı sonrasında dünyada da gündeme gelen Bozkurt işareti, hepimiz tarafından bilinse de bilmeyen arkadaşlarımızın için çok derinine inmeden bilgi vermek istiyoruz. Bozkurt işareti kültürümüz ve tarihimizde derin köklere sahip, milli kimlik, gurur ve direniş ruhunu simgeleyen bir semboldür. Kökenleri, Türk mitolojisi ve destanlarında yatmaktadır.

Bu sembole 10. yüz yıl İranlı Şair Firdevs’inin “Şahname” adlı yapıtında de dahi rastlanmaktadır. Türk kadınların minyatürünün yer aldığı bu yapıtta Bozkurt işareti yapan kadınlar resmedilmiştir.

Ayrıca Çin de bulunan bir heykele bakılınca da Bozkurt İşareti yapan Türk hakanı ilgi çekicidir. Bozkurt işaretinin, İslamiyet öncesi Göktürkler döneminde ve diğer Türk devletlerinin ve Türk hakanlarının zafer işareti olduğu, mağaralarda bulunan 6. yüzyıla ait, işlenmiş taştan yapılmış “Türk hakanı heykeli” açık bir göstergedir. (Selman Zebil 9 Haziran 2026)









BORKURT İŞARETİNİN KÖKENİ VE ANLAMI

 



Bozkurt İşaretinin Anlamı ve Kökeni

4.07.2024 Murat Oktay, Türk kültürü için anlamlı olan ve bütün Türk dünyasında bilinen Bozkurt ve İşareti kullanılmaktadır. Bozkurt ve Bozkurt işaretinin Anlamı ve mitolojik kökeni nedir denirse, Bozkurt, Göktürklerin kuruluş felsefesinden gelen ve Göktürk mitolojisinde Türklere yol gösteren kutsal bir hayvan olarak tanımlanır ve Türklerin kökenine dair anlatılan en ünlü efsanelerden biridir. Yani, Göktürk Kağanlığının kuruluşunu ve Türk milletinin yeniden dirilişini anlatan bu Göktürk Destanı, Türk mitolojisinin ve tarihinin en ünlü ve önemli efsanelerinden biri olarak yer alır.

Destanın ana temelinde, düşmanlar tarafından yok edilme tehlikesiyle karşı karşıya kalan Türk boylarının, Gök Kurt veya daha bilineni Bozkurt'un öncülüğünde Türklerin yok olurken yeniden dirilip ayağa kalkıp yeniden doğuşu ve güçlenmesi olarak yer alır. Ancak Türk halkları tarafından Göktürk Bozkurt Destanı'nın değişik birkaç anlatımı var olup, özünde birbirine yakın benzerlikler bulunur.

Bozkurt Efsanesine göre…
Göktür Destanının ortaya çıkışı, Türklerin düşmanları tarafından saldırıya uğramasıyla ortaya çıkar. Bu düşman saldırılarda Türk boylarının büyük bir bölümü katledilir ve salt bir düşmanlar bu çocuğu o halde görürler ve ‘nasıl olsa ölür’ diye düşünen düşmanlar, çocuğun kol ve bacaklarını keserek bir sazlıklar arasında bir gölete atarlar. Ancak çocuk yaşama tutunur haldedir. Türklerin efsanesine göre, bu çocuğu bir dişi kurt (Asena) bulur ve onu kendi yavrusu gibi büyütür. Çocuk büyüdükçe, Asena ona hayatta kalma, savaşma ve liderlik etme yeteneklerini öğretir. Bir gün, çocuk yetişkin bir erkek olduğunda, ona gerçek kimliğini ve atalarının hikayesini anlatır.

Bozkurt İşaretinin Anlamı ve Kökeni…
Bu arada çocuğun hala yaşamakta olduğunu öğrenen düşmanlar onu öldürmek için yeniden yola çıkarlar. Durumu gören Asena, çocuğu denizin diğer tarafındaki Altay Dağları'nda bulunan bir mağaraya kaçırır. Orada geçen yılların ardından onunla Asena o çocukla evlenir ve 10 çocuk doğurur. Büyüyen bu çocukların her biri birer boy kurarak ayrılırlar. Daha sonra bu boylar birleşerek Göktürk Kağanlığını kurarlar.

Böylece Türk boyları, Bozkurt'un rehberliğinde yeniden güçlenir ve eski güçlü, gösterişli günlere kavuşurlar. Böylece Bozkurt, Türklerin hem kurtarıcı gücü olur hem de yeniden doğuşun simgesi olur.

Göktürk Yazıtlarında Bozkurt'un kutsallığı ve önemi biçimde yer alır…
Tarihe bakıldığında, Bozkurt, Göktürkler döneminde de önemli bir yere sahip olur ve Göktürk Kağanlığının bayrağında Bozkurt başı bir tür simge olarak bulunur. Bu Kurt başlı simge, Göktürklerin egemenliğini ve gücünü temsil ederdi.

Türkiye’de ve birçok dış Türklerde elle yapılan Bozkurt işareti kullanılmaktadır…

Günümüzde dahi, elle yapılan Bozkurt İşaretinin yapılış biçimi, serçe parmakların yukarı kaldırılması, orta ve yüzük parmakların baş parmakla birleşmesiyle kurda benzer biçimde oluşturulması ile geçekleştirilir. Yani bu eylemle, Bozkurt'un başını ve kulaklarını temsil eder biçimde görüntülenir…

Bozkurt'un sembolik anlamı ve günümüzdeki durumu…
Bozkurt işareti, eski Türk ulusal kimliğini gururunu, direniş ruhunu temsil eden ve kökeni Türk mitolojisine dayanan, Türk kültüründe önemli bir yere sahip olan güçlü bir simge olup, günümüzde siyasallaştırılarak siyasi bir partinin tekeline geçmesi ile Bozkurt işareti, köken anlamını çok kişiler arasında kaybettiği görülmektedir. Böylece 1960’dan itibaren Bozkurt, Türk milliyetçileri tarafından benimsenmiş ve yaygın olarak kullanılır olmuştur.

Ayrıca Bozkurt, Türklerin dışında, yakın ilişkiler içinde oldukları Tibet, Moğol kültüründe bir totem hayvandır. Bir örnek verilirse, Moğol Kağanının bozkurt anlamına gelen adı ise Borte-chinua olarak anılırdı.

Türk Ocakları, İstanbul’da Askeri Tıbbiye öğrencileri tarafından kurulur…

Osmanlı devletinin son dönemlerinin karmaşık yapısı içinde bir tepki ve kendini bulma akımı olarak biçimlenerek ortaya Türkçülük-Türk milliyetçiliği düşüncesi olarak 1911’de başlar ve Mart 1912 yılında kabul edilir. Bu kurumun kurulma nedeni, Osmanlı’nın son yıllarında çöküşe giden Osmanlı içinde Türk milliyetçilerinin eylemleri olur ve Bozkurt’u Türk Ocakları kendilerine simge yaparlar.

Cumhuriyetin ilk dönemlerinde Türk kâğıt paralarında ve Cumhuriyet Halk Partisinin ilk döneminde parti bayrak ve flamalarında bozkurt resimleri kullanılmıştır. Hatta Türkçülük rüzgârlaralar estiği cumhuriyetin ilk yıllarında paralarda, pullarda, logolarda kullanılmış.

Prof. Dr. Hakkı Uyar, Bozkurt simgesinin Türk tarihine gönderme olduğunu belirten Uyar, sözlerini şöyle anlatır, “1927'de basılan birinci emisyon paraların iki tanesinde bozkurt simgesinin kullanılması dikkat çekicidir. Yine 1922'den itibaren pullarda bozkurt kullanılmıştır.” Demektedir.

Ama bir el işareti olarak bozkurdun tarihi o kadar eski değil…
Tersini iddia edenler; Çin’de bulunan 5. Yüzyıla ait Zerdüşt bir tüccara ait Miho mezar anıtındaki kabartmalarda bulunan uzun saçlı Türk atlılardan birinin yaptığı el hareketinin bozkurt işareti olduğunu söylüyor.

1960’ların ortalarında siyasete giren Türkeş ile başlayan Bozkurt sembolü ile Ülkücü Hareketin sembolü olmuştur. Bozkurt işareti ise Ülkücü Hareketin ve MHP’nin sembolü haline gelmesi ise 1990’ların başından itibaren kullanılır olmuştur.

Daha önceleri, Türkeş’in MHP’yi kurduğu 1969 Adana kongresinden bu işareti kullanmadılar. Hatta 70’ler de 80’ler de kullanmadılar ta ki, 1990 yılına kadar. MHP’lilerin ve Ülkücülerin, MHP’lilerin veya Alpaslan Türkeş’in bozkurt işareti yaptığına dair hiçbir bilgi, kayıt ya da görüntülenen bir resim yok.

Türklere ulaşan Bozkurt işaretinin ana kaynağını da ilk kez Bozkurt işareti, Sovyetler Birliğinin dağılması sonrası 2 Mayıs 1992’de Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de Ebulfeyz Elçibey’in düzenlediği bir mitingde bir milyona varan insanlar Alparslan Türkeş’i “Bozkurt” işaretiyle selamlarlar. O günden itibaren orada görülen Bozkurt işareti Türkiye’ye oradan gelir ve Türk Ülkücüler ve MHP’nin simgesi olur.

Bakü’deki mitinge katılan Alpaslan Türkeş’e Bozkurt selamı önce metalcilerin işaretine benzediği, bu selamın yanlış olduğunu söylese de daha sonra kabullendiği görülüyor. Bu Bozkurt simgesi o günlerde Türkiye’deki gazetelerde haber bile olmuştu.

Azerbaycanlı Prof. Dr. Halilova, Türkeş’e Bozkurt işaretini öğretişi…
Azerbaycan-Bakü’deki o günkü mitingde Türkeş’in yanında Azerbaycanlı milliyetçi bir akademisyen Prof. Dr. Hanım Halilova bulunuyordu. Halilova, Türkeş’e Bozkurt işaretini kendisinin öğrettiğini, Türkeş’in işareti önce yanlış yaptığını anlatıyordu.

Prof. Dr. Hanım Halilova şöyle anlatıyordu o günleri: “Milyonlar Türkeş beyi görmeye gelmiş. Herkes de bozkurt işareti yapıyor. Elçibey konuşma yapmaya gitti. Başbuğ bana sordu ‘Yavrum bu ne işaretidir’ Sayın Başbuğum bu Bozkurt işaretidir. Göktürklerden bize gelmiştir. Türklüğün simgesidir. Böyle yaptı. Sayın Başbuğum öyle olmaz, materyalistler öyle yapar. Parmaklarını düzelttim.” Diye anlatır.

Ancak Türkeş’in ilk bozkurt işaretini Gagavuz Türklerinden görür…
7 Ağustos 1991’de Türkeş, bozkurt işaretini ilk kez kendisini ziyaret eden Gagavuz Türkü gençlerden oluşan bir heyetten görmüştür.

Derleyen Selman Zebil 9 Haziran 2026


BOZKURT İŞARETİ ve ÜLKÜCÜLER

 




Bozkurt İşareti ve Ülkücülerin Kullandığı Bozkurt Selâmı

Türkiye’de Ülkücüler arasında 1992’de başlayan ve Türk milliyetçiliğini ve Türkçülüğü sembolize eden bir tür el işaretidir. Bu diğer Türk cumhuriyetlerinde siyasi bir görüşe Türkiye’deki gibi bağlı olmadan benzer işaret kullanılmaktadır. Bu Bozkurt işareti Türk mitolojisinde anlam taşıyan bu sembol olup, bir siyasi görüşü temsil etmeden Türk halkları arasında kullanılagelmiş bir tür işarettir. Ancak Türkiye'de ise bu Kurt işaretini, genellikle MHP tekeline almış ve Ülkü Ocakları'yla özdeşleştirmiş olup, diğer Türkler bu işarette çekinceme koymasına neden olmuştur. (Kurt başlı tuğlar hâkimiyet alametiydi". Prof. Dr. Erhan Afyoncu. Sabah. İlber Ortaylı Anlatıyor: “Bozkurt” Türkler İçin Ne İfade Ediyor?”. CNN Türk.)

Kurt işretinin tarihçesi olarak, tarihçi Prof. Dr. Ahmet Taşağıl'ın anlatımlarına göre Kurt simgesi, Orta Asya'da yaşayan bütün Türk boyları bu sembolü 4’cü ve 5’inci yüzyıllarda kullanmıştır. Bu sembol ilk olarak MÖ 174'te Wusun adlı bir Türk boyu tarafından kullanılmıştır. (1) Sözcü gazetesi yazarı Ozan Bosun'a göre bozkurt işareti, Budizm kültüründen geçmiş bir semboldür. 10. yüzyılda şair olan Firdevs’inin Şehnâme destanındaki minyatürlerde bozkurt işareti yapan kadınlar resmedilmiştir. 6. yüzyıla ait bir bozkurt işareti yapan heykel Çin'de bulunmuştur. (2)

(1) Grey wolf sign, “Timeless emblem of thousands years of Turkish heritage” www.aa.com.tr.
(2) Ozan Bosun (2018), “Bozkurt işareti nedir? Ne anlama geliyor? İşte Bozkurt işaretinin tarihçesi”


Hanım Halilova'ya göre 1992 yılında Bozkurt işareti, Türkiye'de ilk olarak Milliyetçi Hareket Partisi'nin kurucusu Alparslan Türkeş tarafından Azerbaycan mitingi sonrası kullanılmıştır. Tarihi bin yıllara dayanan bu işarete Türkeş tarafından farklı bir anlam atfedilmiştir. Türkeş tarafından işaret, İslam ve Türklük kavramlarını birleştiren bir anlamla kullanıldı. (1-2) Türkeş, işareti açıklarken “Türk İslam mührünü dünyaya vuracağız” ifadesini kullandı. Türkeş'e lideri olduğu MHP ve kendisine bağlı Ülkü Ocakları işareti sembol olarak kullanmaya başlarlar. (3) 

Bosun'un iddiasına göre bu işaret, 1991'de Bakü’de Ebulfez Elçibey'in düzenlediği mitingde insanların Türkeş'i bu işaretle selamlaması nedeniyle Türkiye'ye yayılmıştır.

(1) Prof. Dr. Hanım Halilova: “Türkeş'e bunu ben öğrettim". Odatv.
(2) İmanov, Ali (2023). “Sinema Filmlerinde Kurt İmgesi -Modern Dünya Halklarının Kültüründe Kurt İmgesinin Rolü ve İşlevi.” Eğitim Yayınevi. s. 38-40.
(3) Kıbrıs’ta Osmanlı Öncesi Türkler Sempozyumu: I. Uluslararası bildiri tam metin kitabı.

Azerbaycanlı Hanım Halilova’ın verdiği bir röportajda bozkurt işaretinin MHP'nin işareti olmadığını, Türklüğün simgelerinden birisi olduğunu belirtmiş, Rusların simgesinin ayı, Fransızların horoz, İngilizlerin aslan motiflerinin olduğunu, Türklerin ise simgesinin bozkurt olduğunu söylemiştir. Ayrıca, Türkeş’in bu işareti Azerbaycan'dan öğrendiğini vurgulamış ve bu işaretin siyasi bir sembol olmadığını belirtmiş, işaretin Türkiye'de keşfedilmesini sağlandığını söylemiştir. Halilova’ya göre, 1992'de Türkeş'in Azerbaycan'ı ziyaretinde, Azatlık Meydanı'nda toplanan bir milyon kişilik kalabalığın bozkurt işareti yaptığını gören Türkeş, bu işaretin anlamını sormuş ve ona bunun eski Türklerden gelen bir işaret olduğunu ve eski devletlerce kullanıldığını söylemiştir. (Prof. Dr. Hanım Halilova: “Türkeş'e bunu ben öğrettim". Odatv.)

AKP’li eski milletvekili İbrahim Korkmaz, Borzkurt işaretini eleştirmiştir…
İbrahim Korkmaz’a göre Bozkurt selamı ve milliyetçiliğin İslam'a aykırı olduğunu düşünen İslamcılar eleştirilmiştir. Eski AKP milletvekili İbrahim Korkmaz, bozkurt işaretinin “Hristiyan Gagavuzlar tarafından kullanıldığı için İslam'ın ruhuna aykırı” olduğunu söylemiştir.

İslamcı terör örgütü IŞİD ise, “Türkiye ve Irkçılık Ateşi” adlı bir propaganda videosunda bir militan, bozkurt işaretinin ve Türkler arasındaki her türlü kurt sembolüne karşı koyup “putperestlik” olduğunu söylemiştir.

Evrensel gazetesinde köşe yazarı Nuray Sancar, bozkurt işaretini, “Sedat Peker, Abdullah Çatlı gibi mafya şeflerinin, kanuni olmayan paramiliter grup mensuplarının, kara para aklayıcılarının kullandığı bir işaret” olarak tanımlayarak onu Hitler selamına benzetmiş ve milli bir sembole dönüştürülmesine karşı çıkmıştır.

2018 yılında Kurt işareti yapmayı, Fransa ve Avusturya'da yasaklanmıştır. Almanya'da sağ ve sol görüşlü birçok siyasetçi bozkurt selamının yasaklanmasını teklif etmiştir. (Selman Zebil Haziran 2026)

BOZKURT ARMALARI ve CUMHURİYETİN İLK YILLARI







CUMHURİYETİN İLK YILLARINDA BAŞLAYAN BOZKURT
Cumhuriyet’in ilk yıllarında bozkurt, özellikle milliyetçilik ve Türk kimliğini simgeleyen bir motif olarak ortaya çıkartılır. Yeni cumhuriyetle birlikte yani 1920’lerin ortalarında başlar ve yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin çeşitli görsel materyallerinde bozkurt figürü kullanılmaya başlar. 1927’de piyasaya sürülen bazı pullarda ve paralarda Bozkurt resmedilirken, bazı yerlerde ve trenler üzerine resmedilmiştir. Bu dönemde bozkurt, bir yandan Orta Asya Türk kökenli mitolojik bir rehber olarak, diğer yandan da genç Cumhuriyet’in “yeni ufuklara ilerleyişini” temsil eden bir sembol olarak anlam kazanır...

1922’de çıkartılan Bozkurtlu pul 3x4 T.C Darphanesi renkli


Petrol Ofisi Kurt Arması

1941 yılında TP ilk genel müdürü Talha Sabuncu, Türk mitolojinin ana figürlerinden olan dişi kurdu, kurumun logosunda kullanmaya karar verir. Dişleri arasında kıvrımlı dili görünen bir kurt çizimi yapar, kırmızı bir halka içine alır ve Türkiye’nin en büyük kurumlarından biri olan Petrol Ofisi Şirketinin logosu olarak günümüze kadar süre gelir.

Cumhuriyet tarihinde bozkurt yeri…
Türkiye’de Ülkücü olmayan Türk vatandaşları Ülkücülerin elinde Türklerin mitolojik değerlerinden biri olan Bozkurt, 1960’lı yıllardan itibaren tekellerine almalarından dolayı, ulusal değerini yitirmiştir. Önceleri Kurt, Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) yukardaki resimlerde görüldüğü gibi bozkurt simgesi 6 ok içinde ve banknotlarda ve pullarda bir amblem olarak yer aldığını görülmektedir. Yani, kurt sembolün Cumhuriyet tarihindeki yeri ve konumu önemli yer tutmaktaydı.

Yani MHP’nin eline geçen Kurt logoları, yine yukardaki CHP’nin amblemi olan 6 ok içinde yer alan Bozkurt simgeli CHP'nin kuruluş logosu olduğuna dair açık bir kanıt olarak görülmektedir. Daha açıkçası, CHP'nin “Altı Ok” simgesinin 1933 yılından bu yana CHP'nin logosunda yer alarak kullanımda olduğu belirlenmektedir.

Bozkurt simgesinin İsmet İnönü tarafından kaldırıldığına dair söylenceler olsa da bu iddia edildiği, “Bozkurtlu bayrağın Atatürk döneminde kullanılıp İsmet İnönü döneminde kaldırıldığı” iddiası doğru olmadığını Prof. Dr. Hakkı Uyar’ın açıklamasında, İnönü’nün Bozkurt simgesinin değiştirildiğine yönelik hiçbir bulgu bulunmuyor.” Açıklaması yapar.

Açıklanan gerçekler…
CHP'nin kuruluşundan bu yana sembol kullanımı ile ilgili açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Hakkı Uyar Teyit Hattı'na yaptığı açıklamada, “CHP, Altı Oklu bayrağı 1933 yılında kullanmaya başladı. Bayrağın nasıl kullanılacağı ve şekli CHF Bayrak Talimatında açıklandı. Altı oklu bayrağın tasarımı Gazi Eğitim Enstitüsü'nde Resim-İş Bölümü'nde görevli olan İsmail Hakkı Tonguç tarafından yapıldı. Cumhuriyet’in kuruluşunun 10. Yılı kutlamalarından önce altı oklu bayraklar parti örgütlerine gönderilmişti. Dolayısıyla CHP'nin resmi bayrağı altı oklu bayraktır.” dedi.

Atatürk döneminde bozkurt kullanımı yaygındı…
Cumhuriyet'in ilk yıllarında bir milli kimlik yaratma amacıyla bozkurt simgesinin yaygın olarak kullanıldığını belirten Prof. Dr. Hakkı Uyar, çeşitli mecralarda bu simgenin zamanla yaygınlaştığını açıkladı. Bozkurt simgesini siyasal figür olarak siyasi bir partinin elinde değil milli bir figür olarak görmek çok önemli. Selman Zebil-Antalya

16 Mayıs 2026 Cumartesi

16. YÜZYILDA BEYŞEHİR ve SEYDİŞEHİR'Lİ KIZILBAŞ TÜRKMEN SÜRGÜNLERİ




Anadolu’dan Türkmen Alevi-Kızılbaş Sürgünleri ve Etkileri

1514’ten itibaren bu ülkede çoğunlukta olan, Türkmen Kızılbaş toplumu Osmanlı Sultanı Yavuz Selim ile başlayan süreçlerde başta bilinçli bir biçimde inançsal olarak, toplumsal veya bireysel olarak sürekli şiddet ve baskılara maruz bırakılmış bir toplumdur. Osmanlı Sultanı Yavuz Selim ile 16. Yüzyıldan itibaren başlayan şiddettin her türlüsü, Anadolu’da Türkmen Kızılbaşlar üzerinde yoğunlaşır. Dil ile başlayan şiddet dozunu artırdıkça işin ucu fiziksel kıyımlara kadar uzanır. Kıyımlara varan şiddet dursa da hala Anadolu’da dil ile Alevi toplumu hakkında türlü iftiralar aynı oranda Alevi toplumuna benzer acılar veren iftira sözler şöyle veya böyle sürdürülmektedir.

Alevi katliamlarını, Alevilere yapılan baskıları anımsatmak gerekir…
Anadolu’da Aleviler üzerinde başlatılan kin ve nefretin üretilmesinde başta Yavuz Selim’in akıl hocası olan Şafi Kürt İdris-i Bitlisi (Bitlisli İdris) tarafından Kızılbaş Türkmen düşmanlığı başlar. Bu Kızılbaş Türklere kin ve nefretler, 17. Yüzyıldan itibaren resmi Osmanlı sistemi içerinde etkin biçimde propaganda ile başlar ve bu etkin propaganda diğer Sünni Türk toplumunun aklına iyice sindirilir ve unutulmaz bir biçimde günümüze kadar bu yalan ve iftiralarla dolu acı veren propaganda etkisi silinmeden sürmektedir...

1512 yılında başlayan Kıbrıs sürgününün ilki Antalya Finike limanından başlamış ve en yakın yer olan Girne Limanına indirilmiştir. Sürgüne gönderilen ilk kafile Alevi Bektaşiler geri dönmesin diye Girit, Rodos, Kıbrıs gibi Anadolu’dan uzak adalara gönderilmişlerdir.

İlk gidenler Karaman, Seydişehir, Antalya: Torosların eteklerinde yaşayan Alevilerdir. Finike’den hareket eden gemide bulunanların Torosların her iki yakasında kalan bugün ki Alevilerin yakınları, gidenlerden haber almak için Turna Kuşlarının gelmesini ve haber getirmesini beklemişler. Turna Kuşları, Osmanlı tarafında Mısır, Kıbrıs, Lodos, Girit adalarına sürgün edilen Alevilerden haber getirdiği, selam götürdüğü simgelenir.

1572 yılında Musul Kadısına yazılan 664 sayılı ferman ile, Mısır bölgesinde bulunan ve Kızılbaşlık ile bağı olanların Kıbrıs’a sürülmesine dair karar! Sürgüne gönderilen ilk kafile Alevi Bektaşiler geri dönmesin diye Girit, Rodos, Kıbrıs gibi Anadolu’dan uzak adalara gönderilmeleriydi…

1574 yılında Alanya’nın Morgil köyündeki 2 kardeşin medrese öğrencilerine verdiği eğitim gerekçe gösterilerek öğrencileri ile birlikte Kıbrıs’a gönderilmeleri…

Karaman’da Karabey adlı şahısın bütün sülalesi ile birlikte Kıbrıs’a gönderilmeleri ve Halep’ten başlayarak Konya ovası ve özellikle Karaman’da bulunan bütün varlığına da el konulmasına dair karar ve ferman…

Çorum Beyine yazılan 968 sayılı ferman ile Etrak’ların (Türk Kızılbaşların) çok cesur olduklarından ileriki süreçte başlarına bela olabileceği kanaati ile bir an önce seslerinin kesilmesi aksi halde Kıbrıs’a sürülmeleri…

1576 yılında Dulkadiriye ve Bozok Beylerbeyine gönderilen Fermanla Şah İsmail ve İran ile ilişkisi olan elebaşlarının idam edilmelerine, kalanların ise Kıbrıs’a sürülmelerine dair kara ve Ferman…

Karaman Kızılbaş ileri gelenlerinden Aksak Seyfettin, Kızılbaşlık ile ilişkili olduğu için derhal ortadan kaldırılmalı. Taifesi de Kıbrıs’a sürülmeli diye Karaman Beylerbeyine verilen kesin talimat…

1578 de Sivas Beylerbeyine gönderilen ferman ile bölgedeki Kızılbaşların liderlerini, Pirlerini ortadan kaldırın (İdam edin) kalanları da yanlarında kolluk kuvvetleri olmak üzere Kıbrıs’a gönderilmelerini sağlayınız.

Seydişehir ve Beyşehir Kadılarına aynı tarihte ayrı ayrı yazı göndererek Bölgenin en büyük Mülhid Başı Muharrem Dede önceden Kıbrıs’a gönderilmesine rağmen müritleri aynı yolda yürümeye devam ettiklerinden, kadınlı erkekli muhabbetler ettikleri tespit edildiğinden öncelikle elebaşlarından Hüseyin olmak üzere ileri gelenlerinin idam edilmelerine, kalanların da Kıbrıs’a gönderilmelerini emrediyorum…

1587 yılında Celali isyancılarından kalanların bir kısmı risk oluşturmakta ve Müslümanlara bela olmaktadırlar. Bunların derdest edilerek Kıbrıs’a gönderilmelerini ve Kıbrıs’da Mesarya denilen köye yerleştirilmeli ve kontrol altında tutulmalılar…

1700’lü yılların başlarında Hacı Bektaş Veli’nin yaşadığı bölgeden Nevşehir, Ürgüp, Bor, Kırşehir ve Niğde bölgelerinden gerekçesi bilinmeyen nedenlerle bol miktarda ailelerin Kıbrıs’a sürüldüğü bilinmektedir ve en ilginç olan yanı Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin yaşadığı bölgede o sürgünden sonra yok denilecek kadar Alevi kalmıştır…

1700’lü yıllarda bu bölgede o kadar çok olan Kızılbaş Türkmenler, günümüzde Niğde, Kırşehir ve Nevşehir illerinde birçok ilçelerinde Alevi köyleri artık yoktur. O dönemlerde Kıbrıs’a sürülenlerden sonra kalanlar ya öldürülmüşler ya da asimile edilmişlerdir. (Mehmet Kiraz'a sevgilerimle) 

BORSA SOYGUNU; YÜZYILIN VURGUNU

Borsa Soygunu ve Soyguncuları 11 Ay önce Mehmet Şimşek olayı sezmiş, Borsa’da manipülasyon var demiş ancak birileri “sus” deyip susturmuş o...