İnsan başlı ve kuş gövdeli harpi-sirenin Türk-İslam kültürüne, Avrasya ortak kültürünün dışında Antik Yunan, Hint, Arap ve Fars kültürlerinde de yakın benzer semboller görülür. Ortaçağ Rus sanatında karşılaşılan bir diğer siren figürü de zengin Rus kadınlarının şapkalarına uygulanmıştır. Selçuklu harpilerinin ilahe Umay ile ilişkisi, Rus siren figürleri ile muhtemelen ortak Avrasya bağlantısı araştırılmalıdır. Hristiyanlık öncesi Hıristiyanlar, İslam öncesi Türklerde pagan izleri taşıyan bu tür figürlerin köklerinde, bütün Antik Avrasya kültürlerinde ortak sembollerdir. Temelinde Büyük Ana Tanrıçanın yattığı varsayılmaktadır. Selçuklu harpilerinin Tanrıça Umay ile ilişkisi ortak Avrasya köklerine dayandığı olasılığı vardır.
Dönersek zengin Kubadabad sarayı çinilerine, grifon, siren (harpi), sfenks, iki başlı kartal gibi fantastik yaratık figürler ve motifler özellikle, ökleriyle İç Asya'nın İslam Öncesi Türk geleneğine dayanan ve hayvan biçimlendirme özelliğini taşıyan bu canlıların diğerlerine göre daha gelişmiş mistik güce sahip olduğu, sarayı ve saray elemanlarını kötü ruhlardan ve kötü dualardan korumakla görevlendirildiği düşünülür. Sözü geçen bu fantastik yaratıklar arasında insan başlı ve kuş gövdeli harpi-sirenin Türk İslam sanatına ne zaman girdiği konusunda birçok söylenceler ireli sürülse de benzer simgelerin Orta Asya kültürü dışında, Antik Yunan, Hindistan, Arap ve İran sanatında da görülmektedir.
Sirenlerin sanat eserlerindeki çeşitli tasvirleri, çanak çömlek, heykel, resim, mimari unsurlar, mücevherler gibi çeşitli alanlarda incelenmiş, mitolojik açıdan, Siren figürünün kökenleri ve mitlerdeki rolü ayrıntılı biçimde incelenmiş olup bu figürler antik çağlardan günümüze kadar olan evrimi izlenmiştir. İkonografik analizler, Siren figürünün semantik açıdan, Siren figürünün taşıdığı sembolizmin insan toplumları üzerindeki etkili anlamları
derinlemesine açıklanmıştır. Sanatsal olarak siren figürünün çeşitli formlarında nasıl tasvir
edildiği ve bu figürün kültürel, dini ve toplumsal bağlamlarda nasıl kullanıldığı belirlenmiş olup siren figürünün ikonografik yapısını ve evrensel niteliğini anlamak, siren figürünün insanlık tarihindeki önemini ve etkisini vurgulanmaktadır.
Siren (simurg, harpi) başı insan, gövdesi kuş olarak tasvir edilen bir yaratık olup, olağanüstü güçler karşında insanları koruduğuna inanılır. Orta Asya’da “Tuğrul” da denen Kaf dağında yaşayan bu masal yaratığı, İslami destanlarda çaresizlere yardıma koşan bir melek olarak yerini almıştır.
Sır altı tekniğiyle yapılan bir yıldız çini örneğinde, güvercine benzer şişkin gövdeli bir
Siren figürü. Huand Hatun Hamamının duvarlarını kaplayan sır altı tekniğindeki çiniler, gerek form, gerekse desen, renk ve üslup açısından Kubadabad Sarayı figürlü çinilerinin paralelleridir ve onlar gibi zengin bir repertuar sunarlar: Köpek ve pantere benzer dört ayaklı hayvanlar; yırtıcı ve avcı kuşlar; tavus kuşu, ördek, kaz gibi av hayvanları; hayat ağacının yanında simetrik kuşlar; çift başlı kartal ve Siren gibi fantastik yaratıklar; yazılar ve bitkisel desenler Kubad Abad sarayında, sekiz kollu yıldız çinilerde işlenen tasvirlerin benzeridir. (1)
Konya Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi 1254 Envanter numaralı kayıtta geçen Siren figürü. (2) Konya Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi'nde 1254 envanter numarasıyla kayıtlı olan kırık kâsenin dip kısmında yer alan siren/harpi figürü, Orta Çağ seramikleri arasında önemli bir örnektir. Kâsenin alçak halka kaideli olan geniş gövdeli yapısı iç yüzeyinin sarı renkte sırlanmış olmasına karşın dışı ve kaidesi sırsız bırakılmıştır. Kâsenin ölçüleri 14,8 cm genişlik, 5,1 cm yükseklik ve 0,8 cm cidar kalınlığındadır ve hamuru açık kiremit kırmızısı renkte üretilmiştir. Siren/harpi figürü, kâsenin yüzünde cepheden, gövdesi ise profilden tasvir edilmiştir.
Orta Asya'daki Şaman inançlarında da benzer figürlere rastlanmıştır. Sirenlerin ölüm ve öteki dünya inançlarıyla ilişkilendirilmesi, antik Yunan döneminden günümüze kadar uzanan sanatsal ve dini bir motif olarak değerlendirilmiştir. Antik dönemde Siren, yasta olan kadınları temsil eden bir figür olarak ortaya çıkmıştır. Görsel olarak, insanileşmeye ve duygusal ifadelere sahip olma eğilimi göstermiştir, ancak genellikle kuş ayakları, alt beden ve kanatları gibi belirgin özelliklerini korumuştur.
Anadolu Selçuklu Sanatında Siren Figürü…
Siren baş kısmı kadın gövdesi kuş şeklinde olan fantastik bir hayvandır. Siren sözcüğü Farsça (otuz renk) anlamına gelen (sireng) deyiminden türediği söylenir. Siren figürü Türk sanatı yapılarda uygulanan bir motiftir. Bekçi, koruyucu, tılsımlı hayali bir yaratık olarak başta İslam el sanatlarında olmak üzere Anadolu’da da çok sık kullanılmıştır. Sirenler, koruyucu, uğur, talih getirici görevler yüklemiş olduğuna inanılır. Siren, saray, kale, türbe gibi sivil ve dini yapıtlarda yer alan bu yaratıklar bulundukları yapıtlara uygun sembolik değer kazandırırlar. Türbelerde ruh kuşu veya ölünün ruhuna refakat eden kuştur. Kalede ve saraylarda siren hâkimiyet, koruyucu, nazarlık, tılsım sembolü olarak kullanılmıştır.
Gazne Sarayına Ait Duvar Kabartması
Anadolu Selçuk sirenlerinin kaynağını daha önceki Gazne, Fatımi, İran Selçuk gibi İslam sanatı örneklerine bağlayabiliyoruz. Bazıları Anadolu Selçuk örneklerinden daha erken olan Ermeni sirenleri de tipik İslam Türk sanatı özellikleri gösterir. O hâlde etkisini aynı kaynaklardan alan bu figürler İslami örneklerle birlikte Anadolu Selçuklularına etkide bulunmuş yani bir aracı görevindedir.
Anadolu Selçuklularında Siren Seramik Tabak ve Duvar Çinilerinde Kullanılmıştır.
Anadolu Selçuklularında siren figürü örnekleri genel olarak birbirine benzer özellikler taşıtlar. Figürde, Türk tipi dolgun yanaklı iri badem gözlü iri yassı burunlu, küçük ağızlı yüzler dikkati çeker. Saçlar boyun denginden dışa kıvrılma ile son bulur. Gövde pul motifli, kuyruk ise yelpaze biçimde dilimlidir. Bütün siren kabartmalarında denk gelinen taç tasvirlerinde Anadolu Selçuk insan kabartmalarından tanıdığımız bir özelliktir.
Siren figürü, taşıdığı kozmolojik anlam sebebiyle Anadolu Selçuklu sanatının birçok alanında uygulanmıştır. Bu figürlerin günümüze kadar gelebilen örnekler; Başta Beyşehir Kubadabad Sarayında olmak üzere, Konya Kalesi ve Alâeddin Sarayı alçılarında, Niğde Hüdavend Hatun Türbesi ve Kalesinde, Kayseri Karatay Han portalında görülmektedir. Siren, mimari yapıların cephelerinde kullanıldığı gibi Kubadabad Sarayı çinilerinde de hayat bularak sarayı zenginleştiren unsurlardan biridir.
Günümüze gelebilmiş en önemli siren figürü, Niğde Hüdavend Hatun Kümbetinde yer almaktadır. Kümbette kabartma tekniği ile işlenen sirenlerin gövdeleri profilden, başları ise cepheden verilmiştir. Sirenler, iri badem gözlü, kaş hattında birleşen yassı uzun burun ve küçük ağızlarıyla Orta Asya yüz tipine uygun olarak tasvir edilmiştir. Sirenlerin gövdeleri pul motifiyle işlenmiş olup kanat kısımları ejder başı ile sonlanmıştır. Bunların başlarında üç dilimli taç yer alan sirenlerin kuyrukları yelpaze şeklinde dilimlidir.
Konya İnce Minareli Medrese Müzesi’nde sergilenen taş kabartma üzerine işlenen siren, Orta Asya yüz tipi, yukardaki resimdeki gibi, volütlü saçları ve yelpaze şeklindeki kuyruğuyla Anadolu Selçuklu özelliklerini tekrar etmektedir. Selman zebil 2026 Beyşehir
Kaynakçalar:
(1) Ruşen Arık, (2000). “Kubadabad Selçuklu Saray ve Çinileri, İstanbul” T.İş Bankası Yayınları, no: 514.
R. Arık, (2007). “Anadolu Toprağının Hazinesi; Çini Selçuklu ve Beylikler Çağı Çinileri”, İstanbul, Kale Grubu Kültür Yayınları.
(2) Y. Özdemir (2021). Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesinden Ünik Özellikte İki Siren/Harpi FigürlüSeramik, Arkhaia Anatolika Dergisi, 4.
S. Aker, (2010). Çini Tasarımı. Ankara: Detay Yayıncılık.
R. Arık, (2000). “Kubadabad Selçuklu Saray ve Çinileri, Türkiye İş Bankası Yayınları, no: 514, İstanbul.R. Arık, (2007), “Anadolu Selçuklu Saraylarında Çini”, Çini Selçuklu ve Beylikler Çağı Çinileri”
R. Arık, (2008). “Selçuklu Saray ve Köşkleri, Selçuklu Çağında Anadolu Sanatı”, Yapı Kredi Yayınları.
M. J. Aasved, (1996). “The Sirens and Cargo Cult”, The Classical World, Vol. 89, No. 5: 383-392.
Lale Avşar, L. (2012). “Kubadabad Çinilerindeki Harpi-Siren Figürünün İzini Sürerken”, Akademik Bakış Dergisi, Sayı 31: 1-24.
B. Ayvazoğlu, (1992). İslam Estetiği, Ağaç Yayıncılık, İstanbul.
Toplam 33 adet kaynakça vardır.