9 Haziran 2026 Salı

TÜRK TARİHİNDE BOZKURT'UN ANLAM ve TARİHİ


Bozkurt’un Anlamı ve Tarihi

Bozkurt sembolü, Bozkurt işareti veya Bozkurt eylemleri, Türklerin mitlerinden gelme olup, siyasi bir simge durumuna getirilmiştir. Bozkurt sembolünün kökeni, İslam öncesine dayanan Türk hakanları tarafından başarı anlamına gelen bir tür Utku (zafer) işareti olarak kullanılmıştır. Orta Asya’dan Türk boylarının Batıya göç ederlerken, soy belirtisi, biz Türk’üz anlamına gelmesi için bozkurt kültünü de yanlarında taşımışlardır.

Kurt, Türklerde mitolojik anlam taşıyan bir sembol olarak hiçbir siyasi görüşe mal edilmeden bütün Türk dünyasının ortak değer sembolü olarak kullanılmalıdır. Ancak MHP ortak ulusal değer olan Bozkurt sembolünü kendilerine zapt etmeleri sonucunda diğer Türkler, geçmiş değerleri unutarak, bir tür nefret görünüm olarak MHP’nin tekeline bırakmıştır. MHP’nin ilk lideri Alparslan Türkeş ve çevresi “Türk-İslam Sentezi” aklı ile, laik Türk yapısına rağmen Bozkurt’u, Türk-İslam sentezine uyarlamak için sürekli inceden inceye İslamlaştırma çabasındaydı.

Kurt simgesi, Türk mitolojisindeki çok eskilere dayanan İslam öncesi kökleri vardır ve Kan-Şaman, Budist ve Tengrici Türk kültürlerinden gelene, Türk halklarına sembol olan, derin tarihsel araştırmalardan çok iyi biçimde anlaşılmaktadır. Orta Asya bozkırlarından Batı'ya doğru göç eden Hunlar, Kıpçaklar ve Peçenekler, Oğuzlar gibi çeşitli Türk halkları tarafından soylarını anlatmak için kullandıkları gerçeği unutulmamalıdır.

Yandaki Resimdeki Uluyan Kurt Heykeli, Saka Türklerine ait olup, M.Ö.500-200 Cleveland Müzesi

Türk mitolojisinde dişi kurt Asena, bütün Türk ve Moğol boylarının ortak köken hikâyesinin bir parçasıdır. Orta Asya’da M.S.4. yüzyılda devlet kuran Göktürklerin mavi bayrağında kurt bulunmaktadır. Çünkü kurt, diğer hayvanlar gibi insanlar tarafından terbiye edilerek evcilleştirilmeyen tek hayvandı. Türklerde teslim olmayan, başka birilerinin terbiyesi altına girmeyi asla kabullenemedikleri için kendilerine kurttu sembol yapmışlar, savaşı, mücadele ruhlarını, özgürlüğünü sevmişlerdir.

Türk mitolojine göre Türk milletinin başına bir tehlike geldiğinde anında bir kurt ortaya çıkar ve onlara yolu gösterir. Obalarının önüne kurt başlı direkler koyarlardı. Göktürkler dönemi 5. yüzyıldan kalma taşa kazınmış anıtta, kurdu emziren bir çocuk tasvir ediliyor.

Anadolu’da Müslüman olmuş birçok Türk halk kültüründe cebinde kurt dişi taşırsa kötülüklerden, nazardan korunacağına inanılır. Hamile kadını nazardan korumak için yastığın altına kurt dişleri veya kurt derisi konur. Yakutlar da kurtlarının adı Bosko olur. Kırgızlar da ise kırda yürürken kurt görmek iyiye gelir ve güzeldir. Rüyada kurt görmek de iyiye işarettir. Eski Türklerde kurdun koyun sürüsüne dalması veya bir ağıla girmek kurt için bir nimet sayılıyordu. En önemlisi bir Türk efsanesine göre kurt atalarının önüne düşüp onlara yolu göstermiştir. Başkurtlar da “başları kurt” anlamına gelen Başkurtlar deniyordu.

Alparslan Türkeş bozkurt selamını 1991’de Gagavuz Türkü kızlardan öğrendi!
Bozkurt selamının zannedilenin aksine 30 yıllık bir geçmişi var. Türkeş’in işareti ilk olarak 1992’de Bakü’de Elçibey ile birlikte yaptığı mitingde görüp yaptığı söylenen ilk bozkurt işaretini 1991’de Ankara’ya gelen Gagavuz Türkleri gençlerden öğrenip, yapmıştı. O günden sonra Gagavuz Türk gençlerinin Türkeş’e ilk bozkurt selamını öğretirler, Gagavuz Türkü Güllü Karanfil, kendilerinin de bu işareti 1991’deki Türkiye gezisi sırasında ilk kez İstanbul’daki bazı ülkücü gençlerden öğrendiklerini söylüyor.

Merih Demiral'ın Türkiye -Avusturya maçı sonrasında dünyada da gündeme gelen Bozkurt işareti, hepimiz tarafından bilinse de bilmeyen arkadaşlarımızın için çok derinine inmeden bilgi vermek istiyoruz. Bozkurt işareti kültürümüz ve tarihimizde derin köklere sahip, milli kimlik, gurur ve direniş ruhunu simgeleyen bir semboldür. Kökenleri, Türk mitolojisi ve destanlarında yatmaktadır.

Bu sembole 10. yüz yıl İranlı Şair Firdevs’inin “Şahname” adlı yapıtında de dahi rastlanmaktadır. Türk kadınların minyatürünün yer aldığı bu yapıtta Bozkurt işareti yapan kadınlar resmedilmiştir.

Ayrıca Çin de bulunan bir heykele bakılınca da Bozkurt İşareti yapan Türk hakanı ilgi çekicidir. Bozkurt işaretinin, İslamiyet öncesi Göktürkler döneminde ve diğer Türk devletlerinin ve Türk hakanlarının zafer işareti olduğu, mağaralarda bulunan 6. yüzyıla ait, işlenmiş taştan yapılmış “Türk hakanı heykeli” açık bir göstergedir. (Selman Zebil 9 Haziran 2026)









BORKURT İŞARETİNİN KÖKENİ VE ANLAMI

 



Bozkurt İşaretinin Anlamı ve Kökeni

4.07.2024 Murat Oktay, Türk kültürü için anlamlı olan ve bütün Türk dünyasında bilinen Bozkurt ve İşareti kullanılmaktadır. Bozkurt ve Bozkurt işaretinin Anlamı ve mitolojik kökeni nedir denirse, Bozkurt, Göktürklerin kuruluş felsefesinden gelen ve Göktürk mitolojisinde Türklere yol gösteren kutsal bir hayvan olarak tanımlanır ve Türklerin kökenine dair anlatılan en ünlü efsanelerden biridir. Yani, Göktürk Kağanlığının kuruluşunu ve Türk milletinin yeniden dirilişini anlatan bu Göktürk Destanı, Türk mitolojisinin ve tarihinin en ünlü ve önemli efsanelerinden biri olarak yer alır.

Destanın ana temelinde, düşmanlar tarafından yok edilme tehlikesiyle karşı karşıya kalan Türk boylarının, Gök Kurt veya daha bilineni Bozkurt'un öncülüğünde Türklerin yok olurken yeniden dirilip ayağa kalkıp yeniden doğuşu ve güçlenmesi olarak yer alır. Ancak Türk halkları tarafından Göktürk Bozkurt Destanı'nın değişik birkaç anlatımı var olup, özünde birbirine yakın benzerlikler bulunur.

Bozkurt Efsanesine göre…
Göktür Destanının ortaya çıkışı, Türklerin düşmanları tarafından saldırıya uğramasıyla ortaya çıkar. Bu düşman saldırılarda Türk boylarının büyük bir bölümü katledilir ve salt bir düşmanlar bu çocuğu o halde görürler ve ‘nasıl olsa ölür’ diye düşünen düşmanlar, çocuğun kol ve bacaklarını keserek bir sazlıklar arasında bir gölete atarlar. Ancak çocuk yaşama tutunur haldedir. Türklerin efsanesine göre, bu çocuğu bir dişi kurt (Asena) bulur ve onu kendi yavrusu gibi büyütür. Çocuk büyüdükçe, Asena ona hayatta kalma, savaşma ve liderlik etme yeteneklerini öğretir. Bir gün, çocuk yetişkin bir erkek olduğunda, ona gerçek kimliğini ve atalarının hikayesini anlatır.

Bozkurt İşaretinin Anlamı ve Kökeni…
Bu arada çocuğun hala yaşamakta olduğunu öğrenen düşmanlar onu öldürmek için yeniden yola çıkarlar. Durumu gören Asena, çocuğu denizin diğer tarafındaki Altay Dağları'nda bulunan bir mağaraya kaçırır. Orada geçen yılların ardından onunla Asena o çocukla evlenir ve 10 çocuk doğurur. Büyüyen bu çocukların her biri birer boy kurarak ayrılırlar. Daha sonra bu boylar birleşerek Göktürk Kağanlığını kurarlar.

Böylece Türk boyları, Bozkurt'un rehberliğinde yeniden güçlenir ve eski güçlü, gösterişli günlere kavuşurlar. Böylece Bozkurt, Türklerin hem kurtarıcı gücü olur hem de yeniden doğuşun simgesi olur.

Göktürk Yazıtlarında Bozkurt'un kutsallığı ve önemi biçimde yer alır…
Tarihe bakıldığında, Bozkurt, Göktürkler döneminde de önemli bir yere sahip olur ve Göktürk Kağanlığının bayrağında Bozkurt başı bir tür simge olarak bulunur. Bu Kurt başlı simge, Göktürklerin egemenliğini ve gücünü temsil ederdi.

Türkiye’de ve birçok dış Türklerde elle yapılan Bozkurt işareti kullanılmaktadır…

Günümüzde dahi, elle yapılan Bozkurt İşaretinin yapılış biçimi, serçe parmakların yukarı kaldırılması, orta ve yüzük parmakların baş parmakla birleşmesiyle kurda benzer biçimde oluşturulması ile geçekleştirilir. Yani bu eylemle, Bozkurt'un başını ve kulaklarını temsil eder biçimde görüntülenir…

Bozkurt'un sembolik anlamı ve günümüzdeki durumu…
Bozkurt işareti, eski Türk ulusal kimliğini gururunu, direniş ruhunu temsil eden ve kökeni Türk mitolojisine dayanan, Türk kültüründe önemli bir yere sahip olan güçlü bir simge olup, günümüzde siyasallaştırılarak siyasi bir partinin tekeline geçmesi ile Bozkurt işareti, köken anlamını çok kişiler arasında kaybettiği görülmektedir. Böylece 1960’dan itibaren Bozkurt, Türk milliyetçileri tarafından benimsenmiş ve yaygın olarak kullanılır olmuştur.

Ayrıca Bozkurt, Türklerin dışında, yakın ilişkiler içinde oldukları Tibet, Moğol kültüründe bir totem hayvandır. Bir örnek verilirse, Moğol Kağanının bozkurt anlamına gelen adı ise Borte-chinua olarak anılırdı.

Türk Ocakları, İstanbul’da Askeri Tıbbiye öğrencileri tarafından kurulur…

Osmanlı devletinin son dönemlerinin karmaşık yapısı içinde bir tepki ve kendini bulma akımı olarak biçimlenerek ortaya Türkçülük-Türk milliyetçiliği düşüncesi olarak 1911’de başlar ve Mart 1912 yılında kabul edilir. Bu kurumun kurulma nedeni, Osmanlı’nın son yıllarında çöküşe giden Osmanlı içinde Türk milliyetçilerinin eylemleri olur ve Bozkurt’u Türk Ocakları kendilerine simge yaparlar.

Cumhuriyetin ilk dönemlerinde Türk kâğıt paralarında ve Cumhuriyet Halk Partisinin ilk döneminde parti bayrak ve flamalarında bozkurt resimleri kullanılmıştır. Hatta Türkçülük rüzgârlaralar estiği cumhuriyetin ilk yıllarında paralarda, pullarda, logolarda kullanılmış.

Prof. Dr. Hakkı Uyar, Bozkurt simgesinin Türk tarihine gönderme olduğunu belirten Uyar, sözlerini şöyle anlatır, “1927'de basılan birinci emisyon paraların iki tanesinde bozkurt simgesinin kullanılması dikkat çekicidir. Yine 1922'den itibaren pullarda bozkurt kullanılmıştır.” Demektedir.

Ama bir el işareti olarak bozkurdun tarihi o kadar eski değil…
Tersini iddia edenler; Çin’de bulunan 5. Yüzyıla ait Zerdüşt bir tüccara ait Miho mezar anıtındaki kabartmalarda bulunan uzun saçlı Türk atlılardan birinin yaptığı el hareketinin bozkurt işareti olduğunu söylüyor.

1960’ların ortalarında siyasete giren Türkeş ile başlayan Bozkurt sembolü ile Ülkücü Hareketin sembolü olmuştur. Bozkurt işareti ise Ülkücü Hareketin ve MHP’nin sembolü haline gelmesi ise 1990’ların başından itibaren kullanılır olmuştur.

Daha önceleri, Türkeş’in MHP’yi kurduğu 1969 Adana kongresinden bu işareti kullanmadılar. Hatta 70’ler de 80’ler de kullanmadılar ta ki, 1990 yılına kadar. MHP’lilerin ve Ülkücülerin, MHP’lilerin veya Alpaslan Türkeş’in bozkurt işareti yaptığına dair hiçbir bilgi, kayıt ya da görüntülenen bir resim yok.

Türklere ulaşan Bozkurt işaretinin ana kaynağını da ilk kez Bozkurt işareti, Sovyetler Birliğinin dağılması sonrası 2 Mayıs 1992’de Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de Ebulfeyz Elçibey’in düzenlediği bir mitingde bir milyona varan insanlar Alparslan Türkeş’i “Bozkurt” işaretiyle selamlarlar. O günden itibaren orada görülen Bozkurt işareti Türkiye’ye oradan gelir ve Türk Ülkücüler ve MHP’nin simgesi olur.

Bakü’deki mitinge katılan Alpaslan Türkeş’e Bozkurt selamı önce metalcilerin işaretine benzediği, bu selamın yanlış olduğunu söylese de daha sonra kabullendiği görülüyor. Bu Bozkurt simgesi o günlerde Türkiye’deki gazetelerde haber bile olmuştu.

Azerbaycanlı Prof. Dr. Halilova, Türkeş’e Bozkurt işaretini öğretişi…
Azerbaycan-Bakü’deki o günkü mitingde Türkeş’in yanında Azerbaycanlı milliyetçi bir akademisyen Prof. Dr. Hanım Halilova bulunuyordu. Halilova, Türkeş’e Bozkurt işaretini kendisinin öğrettiğini, Türkeş’in işareti önce yanlış yaptığını anlatıyordu.

Prof. Dr. Hanım Halilova şöyle anlatıyordu o günleri: “Milyonlar Türkeş beyi görmeye gelmiş. Herkes de bozkurt işareti yapıyor. Elçibey konuşma yapmaya gitti. Başbuğ bana sordu ‘Yavrum bu ne işaretidir’ Sayın Başbuğum bu Bozkurt işaretidir. Göktürklerden bize gelmiştir. Türklüğün simgesidir. Böyle yaptı. Sayın Başbuğum öyle olmaz, materyalistler öyle yapar. Parmaklarını düzelttim.” Diye anlatır.

Ancak Türkeş’in ilk bozkurt işaretini Gagavuz Türklerinden görür…
7 Ağustos 1991’de Türkeş, bozkurt işaretini ilk kez kendisini ziyaret eden Gagavuz Türkü gençlerden oluşan bir heyetten görmüştür.

Derleyen Selman Zebil 9 Haziran 2026


BOZKURT İŞARETİ ve ÜLKÜCÜLER

 




Bozkurt İşareti ve Ülkücülerin Kullandığı Bozkurt Selâmı

Türkiye’de Ülkücüler arasında 1992’de başlayan ve Türk milliyetçiliğini ve Türkçülüğü sembolize eden bir tür el işaretidir. Bu diğer Türk cumhuriyetlerinde siyasi bir görüşe Türkiye’deki gibi bağlı olmadan benzer işaret kullanılmaktadır. Bu Bozkurt işareti Türk mitolojisinde anlam taşıyan bu sembol olup, bir siyasi görüşü temsil etmeden Türk halkları arasında kullanılagelmiş bir tür işarettir. Ancak Türkiye'de ise bu Kurt işaretini, genellikle MHP tekeline almış ve Ülkü Ocakları'yla özdeşleştirmiş olup, diğer Türkler bu işarette çekinceme koymasına neden olmuştur. (Kurt başlı tuğlar hâkimiyet alametiydi". Prof. Dr. Erhan Afyoncu. Sabah. İlber Ortaylı Anlatıyor: “Bozkurt” Türkler İçin Ne İfade Ediyor?”. CNN Türk.)

Kurt işretinin tarihçesi olarak, tarihçi Prof. Dr. Ahmet Taşağıl'ın anlatımlarına göre Kurt simgesi, Orta Asya'da yaşayan bütün Türk boyları bu sembolü 4’cü ve 5’inci yüzyıllarda kullanmıştır. Bu sembol ilk olarak MÖ 174'te Wusun adlı bir Türk boyu tarafından kullanılmıştır. (1) Sözcü gazetesi yazarı Ozan Bosun'a göre bozkurt işareti, Budizm kültüründen geçmiş bir semboldür. 10. yüzyılda şair olan Firdevs’inin Şehnâme destanındaki minyatürlerde bozkurt işareti yapan kadınlar resmedilmiştir. 6. yüzyıla ait bir bozkurt işareti yapan heykel Çin'de bulunmuştur. (2)

(1) Grey wolf sign, “Timeless emblem of thousands years of Turkish heritage” www.aa.com.tr.
(2) Ozan Bosun (2018), “Bozkurt işareti nedir? Ne anlama geliyor? İşte Bozkurt işaretinin tarihçesi”


Hanım Halilova'ya göre 1992 yılında Bozkurt işareti, Türkiye'de ilk olarak Milliyetçi Hareket Partisi'nin kurucusu Alparslan Türkeş tarafından Azerbaycan mitingi sonrası kullanılmıştır. Tarihi bin yıllara dayanan bu işarete Türkeş tarafından farklı bir anlam atfedilmiştir. Türkeş tarafından işaret, İslam ve Türklük kavramlarını birleştiren bir anlamla kullanıldı. (1-2) Türkeş, işareti açıklarken “Türk İslam mührünü dünyaya vuracağız” ifadesini kullandı. Türkeş'e lideri olduğu MHP ve kendisine bağlı Ülkü Ocakları işareti sembol olarak kullanmaya başlarlar. (3) 

Bosun'un iddiasına göre bu işaret, 1991'de Bakü’de Ebulfez Elçibey'in düzenlediği mitingde insanların Türkeş'i bu işaretle selamlaması nedeniyle Türkiye'ye yayılmıştır.

(1) Prof. Dr. Hanım Halilova: “Türkeş'e bunu ben öğrettim". Odatv.
(2) İmanov, Ali (2023). “Sinema Filmlerinde Kurt İmgesi -Modern Dünya Halklarının Kültüründe Kurt İmgesinin Rolü ve İşlevi.” Eğitim Yayınevi. s. 38-40.
(3) Kıbrıs’ta Osmanlı Öncesi Türkler Sempozyumu: I. Uluslararası bildiri tam metin kitabı.

Azerbaycanlı Hanım Halilova’ın verdiği bir röportajda bozkurt işaretinin MHP'nin işareti olmadığını, Türklüğün simgelerinden birisi olduğunu belirtmiş, Rusların simgesinin ayı, Fransızların horoz, İngilizlerin aslan motiflerinin olduğunu, Türklerin ise simgesinin bozkurt olduğunu söylemiştir. Ayrıca, Türkeş’in bu işareti Azerbaycan'dan öğrendiğini vurgulamış ve bu işaretin siyasi bir sembol olmadığını belirtmiş, işaretin Türkiye'de keşfedilmesini sağlandığını söylemiştir. Halilova’ya göre, 1992'de Türkeş'in Azerbaycan'ı ziyaretinde, Azatlık Meydanı'nda toplanan bir milyon kişilik kalabalığın bozkurt işareti yaptığını gören Türkeş, bu işaretin anlamını sormuş ve ona bunun eski Türklerden gelen bir işaret olduğunu ve eski devletlerce kullanıldığını söylemiştir. (Prof. Dr. Hanım Halilova: “Türkeş'e bunu ben öğrettim". Odatv.)

AKP’li eski milletvekili İbrahim Korkmaz, Borzkurt işaretini eleştirmiştir…
İbrahim Korkmaz’a göre Bozkurt selamı ve milliyetçiliğin İslam'a aykırı olduğunu düşünen İslamcılar eleştirilmiştir. Eski AKP milletvekili İbrahim Korkmaz, bozkurt işaretinin “Hristiyan Gagavuzlar tarafından kullanıldığı için İslam'ın ruhuna aykırı” olduğunu söylemiştir.

İslamcı terör örgütü IŞİD ise, “Türkiye ve Irkçılık Ateşi” adlı bir propaganda videosunda bir militan, bozkurt işaretinin ve Türkler arasındaki her türlü kurt sembolüne karşı koyup “putperestlik” olduğunu söylemiştir.

Evrensel gazetesinde köşe yazarı Nuray Sancar, bozkurt işaretini, “Sedat Peker, Abdullah Çatlı gibi mafya şeflerinin, kanuni olmayan paramiliter grup mensuplarının, kara para aklayıcılarının kullandığı bir işaret” olarak tanımlayarak onu Hitler selamına benzetmiş ve milli bir sembole dönüştürülmesine karşı çıkmıştır.

2018 yılında Kurt işareti yapmayı, Fransa ve Avusturya'da yasaklanmıştır. Almanya'da sağ ve sol görüşlü birçok siyasetçi bozkurt selamının yasaklanmasını teklif etmiştir. (Selman Zebil Haziran 2026)

CUMHURİYETİN İLK YILLARINDA BOZKURT ARMALARI







CUMHURİYETİN İLK YILLARINDA BAŞLAYAN BOZKURT
Cumhuriyet’in ilk yıllarında bozkurt, özellikle milliyetçilik ve Türk kimliğini simgeleyen bir motif olarak ortaya çıkartılır. Yeni cumhuriyetle birlikte yani 1920’lerin ortalarında başlar ve yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin çeşitli görsel materyallerinde bozkurt figürü kullanılmaya başlar. 1927’de piyasaya sürülen bazı pullarda ve paralarda Bozkurt resmedilirken, bazı yerlerde ve trenler üzerine resmedilmiştir. Bu dönemde bozkurt, bir yandan Orta Asya Türk kökenli mitolojik bir rehber olarak, diğer yandan da genç Cumhuriyet’in “yeni ufuklara ilerleyişini” temsil eden bir sembol olarak anlam kazanır...

1922’de çıkartılan Bozkurtlu pul 3x4 T.C Darphanesi renkli


Petrol Ofisi Kurt Arması

1941 yılında TP ilk genel müdürü Talha Sabuncu, Türk mitolojinin ana figürlerinden olan dişi kurdu, kurumun logosunda kullanmaya karar verir. Dişleri arasında kıvrımlı dili görünen bir kurt çizimi yapar, kırmızı bir halka içine alır ve Türkiye’nin en büyük kurumlarından biri olan Petrol Ofisi Şirketinin logosu olarak günümüze kadar süre gelir.

Cumhuriyet tarihinde bozkurt yeri…
Türkiye’de Ülkücü olmayan Türk vatandaşları Ülkücülerin elinde Türklerin mitolojik değerlerinden biri olan Bozkurt, 1960’lı yıllardan itibaren tekellerine almalarından dolayı, ulusal değerini yitirmiştir. Önceleri Kurt, Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) yukardaki resimlerde görüldüğü gibi bozkurt simgesi 6 ok içinde ve banknotlarda ve pullarda bir amblem olarak yer aldığını görülmektedir. Yani, kurt sembolün Cumhuriyet tarihindeki yeri ve konumu önemli yer tutmaktaydı.

Yani MHP’nin eline geçen Kurt logoları, yine yukardaki CHP’nin amblemi olan 6 ok içinde yer alan Bozkurt simgeli CHP'nin kuruluş logosu olduğuna dair açık bir kanıt olarak görülmektedir. Daha açıkçası, CHP'nin “Altı Ok” simgesinin 1933 yılından bu yana CHP'nin logosunda yer alarak kullanımda olduğu belirlenmektedir.

Bozkurt simgesinin İsmet İnönü tarafından kaldırıldığına dair söylenceler olsa da bu iddia edildiği, “Bozkurtlu bayrağın Atatürk döneminde kullanılıp İsmet İnönü döneminde kaldırıldığı” iddiası doğru olmadığını Prof. Dr. Hakkı Uyar’ın açıklamasında, İnönü’nün Bozkurt simgesinin değiştirildiğine yönelik hiçbir bulgu bulunmuyor.” Açıklaması yapar.

Açıklanan gerçekler…
CHP'nin kuruluşundan bu yana sembol kullanımı ile ilgili açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Hakkı Uyar Teyit Hattı'na yaptığı açıklamada, “CHP, Altı Oklu bayrağı 1933 yılında kullanmaya başladı. Bayrağın nasıl kullanılacağı ve şekli CHF Bayrak Talimatında açıklandı. Altı oklu bayrağın tasarımı Gazi Eğitim Enstitüsü'nde Resim-İş Bölümü'nde görevli olan İsmail Hakkı Tonguç tarafından yapıldı. Cumhuriyet’in kuruluşunun 10. Yılı kutlamalarından önce altı oklu bayraklar parti örgütlerine gönderilmişti. Dolayısıyla CHP'nin resmi bayrağı altı oklu bayraktır.” dedi.

Atatürk döneminde bozkurt kullanımı yaygındı…
Cumhuriyet'in ilk yıllarında bir milli kimlik yaratma amacıyla bozkurt simgesinin yaygın olarak kullanıldığını belirten Prof. Dr. Hakkı Uyar, çeşitli mecralarda bu simgenin zamanla yaygınlaştığını açıkladı. Bozkurt simgesini siyasal figür olarak siyasi bir partinin elinde değil milli bir figür olarak görmek çok önemli

16 Mayıs 2026 Cumartesi

16. YÜZYILDA BEYŞEHİR ve SEYDİŞEHİR'Lİ KIZILBAŞ TÜRKMEN SÜRGÜNLERİ




Anadolu’dan Türkmen Alevi-Kızılbaş Sürgünleri ve Etkileri

1514’ten itibaren bu ülkede çoğunlukta olan, Türkmen Kızılbaş toplumu Osmanlı Sultanı Yavuz Selim ile başlayan süreçlerde başta bilinçli bir biçimde inançsal olarak, toplumsal veya bireysel olarak sürekli şiddet ve baskılara maruz bırakılmış bir toplumdur. Osmanlı Sultanı Yavuz Selim ile 16. Yüzyıldan itibaren başlayan şiddettin her türlüsü, Anadolu’da Türkmen Kızılbaşlar üzerinde yoğunlaşır. Dil ile başlayan şiddet dozunu artırdıkça işin ucu fiziksel kıyımlara kadar uzanır. Kıyımlara varan şiddet dursa da hala Anadolu’da dil ile Alevi toplumu hakkında türlü iftiralar aynı oranda Alevi toplumuna benzer acılar veren iftira sözler şöyle veya böyle sürdürülmektedir.

Alevi katliamlarını, Alevilere yapılan baskıları anımsatmak gerekir…
Anadolu’da Aleviler üzerinde başlatılan kin ve nefretin üretilmesinde başta Yavuz Selim’in akıl hocası olan Şafi Kürt İdris-i Bitlisi (Bitlisli İdris) tarafından Kızılbaş Türkmen düşmanlığı başlar. Bu Kızılbaş Türklere kin ve nefretler, 17. Yüzyıldan itibaren resmi Osmanlı sistemi içerinde etkin biçimde propaganda ile başlar ve bu etkin propaganda diğer Sünni Türk toplumunun aklına iyice sindirilir ve unutulmaz bir biçimde günümüze kadar bu yalan ve iftiralarla dolu acı veren propaganda etkisi silinmeden sürmektedir...

1512 yılında başlayan Kıbrıs sürgününün ilki Antalya Finike limanından başlamış ve en yakın yer olan Girne Limanına indirilmiştir. Sürgüne gönderilen ilk kafile Alevi Bektaşiler geri dönmesin diye Girit, Rodos, Kıbrıs gibi Anadolu’dan uzak adalara gönderilmişlerdir.

İlk gidenler Karaman, Seydişehir, Antalya: Torosların eteklerinde yaşayan Alevilerdir. Finike’den hareket eden gemide bulunanların Torosların her iki yakasında kalan bugün ki Alevilerin yakınları, gidenlerden haber almak için Turna Kuşlarının gelmesini ve haber getirmesini beklemişler. Turna Kuşları, Osmanlı tarafında Mısır, Kıbrıs, Lodos, Girit adalarına sürgün edilen Alevilerden haber getirdiği, selam götürdüğü simgelenir.

1572 yılında Musul Kadısına yazılan 664 sayılı ferman ile, Mısır bölgesinde bulunan ve Kızılbaşlık ile bağı olanların Kıbrıs’a sürülmesine dair karar! Sürgüne gönderilen ilk kafile Alevi Bektaşiler geri dönmesin diye Girit, Rodos, Kıbrıs gibi Anadolu’dan uzak adalara gönderilmeleriydi…

1574 yılında Alanya’nın Morgil köyündeki 2 kardeşin medrese öğrencilerine verdiği eğitim gerekçe gösterilerek öğrencileri ile birlikte Kıbrıs’a gönderilmeleri…

Karaman’da Karabey adlı şahısın bütün sülalesi ile birlikte Kıbrıs’a gönderilmeleri ve Halep’ten başlayarak Konya ovası ve özellikle Karaman’da bulunan bütün varlığına da el konulmasına dair karar ve ferman…

Çorum Beyine yazılan 968 sayılı ferman ile Etrak’ların (Türk Kızılbaşların) çok cesur olduklarından ileriki süreçte başlarına bela olabileceği kanaati ile bir an önce seslerinin kesilmesi aksi halde Kıbrıs’a sürülmeleri…

1576 yılında Dulkadiriye ve Bozok Beylerbeyine gönderilen Fermanla Şah İsmail ve İran ile ilişkisi olan elebaşlarının idam edilmelerine, kalanların ise Kıbrıs’a sürülmelerine dair kara ve Ferman…

Karaman Kızılbaş ileri gelenlerinden Aksak Seyfettin, Kızılbaşlık ile ilişkili olduğu için derhal ortadan kaldırılmalı. Taifesi de Kıbrıs’a sürülmeli diye Karaman Beylerbeyine verilen kesin talimat…

1578 de Sivas Beylerbeyine gönderilen ferman ile bölgedeki Kızılbaşların liderlerini, Pirlerini ortadan kaldırın (İdam edin) kalanları da yanlarında kolluk kuvvetleri olmak üzere Kıbrıs’a gönderilmelerini sağlayınız.

Seydişehir ve Beyşehir Kadılarına aynı tarihte ayrı ayrı yazı göndererek Bölgenin en büyük Mülhid Başı Muharrem Dede önceden Kıbrıs’a gönderilmesine rağmen müritleri aynı yolda yürümeye devam ettiklerinden, kadınlı erkekli muhabbetler ettikleri tespit edildiğinden öncelikle elebaşlarından Hüseyin olmak üzere ileri gelenlerinin idam edilmelerine, kalanların da Kıbrıs’a gönderilmelerini emrediyorum…

1587 yılında Celali isyancılarından kalanların bir kısmı risk oluşturmakta ve Müslümanlara bela olmaktadırlar. Bunların derdest edilerek Kıbrıs’a gönderilmelerini ve Kıbrıs’da Mesarya denilen köye yerleştirilmeli ve kontrol altında tutulmalılar…

1700’lü yılların başlarında Hacı Bektaş Veli’nin yaşadığı bölgeden Nevşehir, Ürgüp, Bor, Kırşehir ve Niğde bölgelerinden gerekçesi bilinmeyen nedenlerle bol miktarda ailelerin Kıbrıs’a sürüldüğü bilinmektedir ve en ilginç olan yanı Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin yaşadığı bölgede o sürgünden sonra yok denilecek kadar Alevi kalmıştır…

1700’lü yıllarda bu bölgede o kadar çok olan Kızılbaş Türkmenler, günümüzde Niğde, Kırşehir ve Nevşehir illerinde birçok ilçelerinde Alevi köyleri artık yoktur. O dönemlerde Kıbrıs’a sürülenlerden sonra kalanlar ya öldürülmüşler ya da asimile edilmişlerdir. (Mehmet Kiraz'a sevgilerimle) 

9 Mayıs 2026 Cumartesi

CHP'DE KİRLİ İŞLERE KARIŞANLAR AKP'YE GEÇEREK AKLANIYORLAR MI?



Burcu Köksal Afyonkarahisar Belediye Meclisi’nin 2 Nisan 2026’daki toplantıda; "AKP'ye Geçecek" Söylentilerine Öfkeli bir biçimde ve Sanki Suçluluk Duygusu içindeymiş gibi: “Bırakın Bu FETÖ Taktiklerini!” Diyerek o Günkü Konuşmasını Şöyle Sürdürmüştü:

Köksal: “Yeter yahu yeter, yeter artık, bırakın görevimizi yapalım. Otursak suç, kalksak suç, olmayacak yerlerin fotoğrafını çekip mücavir alanlarda olmayan yerlerle alanımız olmayan yerlerle ilgili, bir laf, ilgili, bile haber yapıyorsunuz. Yeter artık ya! Buna bir dur deyin, nedir bu kişisel hazımsızlık, nedir bu husumet? 2 yıl geçti, 2 yıl. Allah ömür versin ömrünün sonuna kadar devam edecek herhalde bu hazımsızlığı. Hazmedecek arkadaş, hazmedecek. Sandıkta çıkana herkes hazmedecek. Halk seçti bizi, seçilmişe saygı duyacaksın. Nedir bu ya hakaret etmek? Dolandırıcı dedi, üçkağıtçı dedi, yolsuz dedi, rüşvetçi dedi. Varsa bi şey gelin alın beni. Alnım ak, başım dik, boğazımda bir kuruş haram lokma geçmedi. Ben Allah’tan korkuyorum. Ben Türkiye Cumhuriyeti’ne canını verecek kadar bağlıyım. Var mı o kadar yürek, o kadar yürek var mı karşımda. Bırakın Allah aşkına, Fetö taktikleriyle gelmeyin benim üstüme” diyordu.

Burcu Köksal ve eşi Yasin Köksal





Burcu Köksal’ın CHP Kongresindeki Sözleri Gündeme Düştü
Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’ın AKP’ye katılacağı iddiaların yeniden gündeme gelmesiyle birlikte, 29 Ekim 2025’te yaptığı açıklamalar yeniden kamuoyunun dikkatini çekti.

19 Ekim 2025’te parti değiştireceği yönündeki iddialara ilişkin konuşan Köksal, CHP 39. Olağan İl Kongresi’nde açıklamalarda bulunmuştu. O kongrede Burcu Köksal’ın yaptığı konuşmada: “Kumpaslara, iftiralara ve beni bu partiden göndermek isteyenlere inat Cumhuriyet Halk Partisi’ndeyim” diye açık biçimde konuşmuştu.

Köksal’ın o konuşmasından daha 1 yıl bile geçmeden sosyal medya ve siyasi kulislerde AK Parti’ye katılacağı yönündeki iddiaların gündeme gelerek ortaya serilmektedir. Bu konuda açıklamasını isteyen, en üste kademede olan CHP yöneticilerin telefonlarımı bile açıp iletişime geçmeyen Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal, CHP’li yöneticilerle iletişimi kestiği anlaşılmaktadır. Bu da gösteriyor ki, Köksal’ın AKP’ye geçiş için süreci başlatıldığına işarettir.

CHP’li Burcu Köksal’ı Erdoğan’la Görüşmeye Götüren Süreç
07 Mayıs 2026’da Yeniçağ gazetesindeki bilgiye göre CHP’li Burcu Köksal’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüştüğü sürecin nasıl geliştiğini yazmış. Yeniçağ, tarih tarih CHP’li Burcu Köksal’ın hamlelerini araştırdı. Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal ilk işaretini açık kaynaktan verdi.

Cumhuriyet Halk Partisi'nden (CHP) aday olup seçimi kazanan Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal'ın AKP'ye geçeceği iddiasını Yeniçağ gündeme getirmiştir.

Burcu Köksal 25 Nisan 2026 tarihli X (eski adıyla Twitter) mesajıyla eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na sahip çıkıp ona hakaret edenlere sert sözlerle yüklenir.

Köksal, Kılıçdaroğlu’na sahip çıkan mesajıyla doğrusu CHP yönetimine “mutlak butlan” ile Kılıçdaroğlu’nu işaret edip sert sözlerle CHP lideri Özgür Özel’e yüklenerek bayrak açmış oldu.

Artık Köksal’ın bu konuşmasında yaşanan bu gelişmelerle CHP’liler net olarak anladılar ki, Afyonkarahisar Belediye Başkanı CHP’li Burcu Köksal’ın AKP’ye geçiş sürecinin başladığını günlerin yaklaştığını anlamış olurlar.

Burcu Köksal’ın 25 Nisan ve 28 Nisan’daki mesajlarının ardından kararı netleşti. Köksal CHP’ye karşı ilk hamlesini ise 4 Mayıs 2026’da gerçekleştirdi. CHP Gençlik Kolları Başkanı ve aynı zamanda özel kalem müdürü olan Alperen Kayhan’ı görevden alan Burcu Köksal, Mezarlıklar Müdürlüğü emrine verdi.

CHP’yi açıktan hedefe koyan Burcu Köksal’ın Ankara yolculuğuna başlar...
Başkan Burcu Köksal 5 Mayıs 2026’da Ankara Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar’ı ziyaret etti.

Burcu Köksal’ın Erdoğan ile görüşmesine uzanan yolda, 6 Mayıs 2026’da ise Ankara Kalecik Belediye Başkanı Satılmış Karakoç’u ziyaret etti. Bu arada Köksal Ankara’da Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’la yüz yüze bir görüşme yapar. Kulislere yansıyan bilgilere göre, Burcu Köksal ile Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmesi yüz yüze gerçekleşmiştir.

Böylece Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal'ın CHP'den istifa ederek AKP'ye geçeceği öne sürülmektedir. İddiaya göre, Köksal'ın Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ankara'da bir görüşme gerçekleştirdiği ve AKP rozetinin önümüzdeki hafta düzenlenecek grup toplantısında takılacağı iddia edildi.

CHP’li Başkandan Aile Boyu Kumpas ve Rüşvet Yaygarası
22 Haziran 2025’te yandaş Sabah googlenews haberlerine göre, CHP’li başkandan aile boyu kumpas: Rüşvet haberi yapan gazeteyi mühürlemişlerdi! Afyonkarahisar’da CHP’li Belediye Başkanı Burcu Köksal, rüşvet haberi yapan gazeteyi mühürledi. Köksal’ın eşi ve rüşvet iddialarının odağındaki yani Köksal’ın da Gazeteciler Cemiyeti Başkan Yardımcısı olduğu, yaptığı açıklama ile eşine destek verdiği ortaya çıktı.

CHP’li iken Köksal ailesinin yolsuzluklarını yazan yandaş Sabah Gazetesinin yazdıklarına göre CHP’li başkandan aile boyu kumpas: Rüşvet haberi yapan gazeteyi mühürlemişlerdi. Türkiye İBB üzerinden devam eden rüşvet skandalını konuşurken, benzer skandal da Afyonkarahisar'da patladı. CHP'li Belediye Başkanı Burcu Köksal, eşi Yasin Köksal'ın adının karıştığı yolsuzluk iddialarını haberleştiren Kocatepe Gazetesi'ni “CİMER'den şikâyet var” bahanesiyle mühürletti. Gece 23'te yapılan denetimlerde sözde usulsüzlük tespit edildiği ileri sürülerek işlem yapıldı diye yazılıyordu.

Basına yönelik sansürün ardından basın kuruluşları Belediye Başkanı Köksal'a tepkilerini dile getirirken, Afyonkarahisar Gazeteciler Cemiyeti ise yaptığı tuhaf açıklama ile gündeme geldi. (Yararlanılan Kaynak: Ceyhan Torlak)

21 Haziran 2025’teki gazete haberine göre cemiyetten üst üste iki ayrı açıklama yapıldı. Ardından “Belediye tarafından yapılan işlemlerin CİMER'e yapılan şikâyete bağlı gerçekleştiği” vurgulanarak yapılanların “yasal” olduğu vurgusu dile getirildi. Kısa süre sonra belediyeyi temize çıkaran açıklama metnini kendisi de gazeteci olan ve aynı zamanda Afyonkarahisar Gazeteciler Cemiyeti Başkan Yardımcısı olan Burcu Köksal'ın eşi Yasin Köksal'ın kaleme aldığı ortaya çıktı.

Burcu Köksal

Belediye şirketleri ile yaptığı iş ve işlemler üzerinden 60 milyonluk rüşvet almakla suçlanan Köksal, böylece cemiyet üzerinden yaptığı açıklama ile kendisi hakkındaki rüşvet iddialarını örtmeye çalıştı. Derneğin başkanı olan Önder Artuk'un da CHP'li Belediye Başkanı Köksal'la arasının iyi olduğu, önümüzdeki dönem ise CHP'den milletvekili olmak için hazırlandığı ileri sürüldü.

Milyonluk rüşvet iddiası gazete mühürletti! CHP'li başkan basını böyle susturmaya çalıştı. Milyonluk rüşvet iddiası gazete mühürletti! CHP’li başkan basını böyle susturmaya çalıştı. Afyonkarahisar'da, CHP'li belediye “60 milyonluk rüşvet” haberinin ardından Kocatepe Gazetesi'ni, “CİMER'e şikâyet var” bahanesiyle mühürledi (Yararlanılan kaynak: Ceyhan Torlak)

CHP'li Belediyede Aile Boyu Skandal! 700 Milyonluk Rüşvet Çarkı
Yandaş Sabah Gazetesi 10 Ekim 2025 Cuma, Afyonkarahisar Belediyesi'nin CHP'li meclis üyesi Mustafa Kadem, müteahhit Mustafa G.'den ruhsat karşılığı çanta dolusu para alırken görüntülendi. Paranın, Başkan Burcu Köksal'ın eşinin talimatıyla istendiği, Yasin Köksal'ın aldığı rüşvetin 700 milyon lirayı bulduğu iddia edildi.

CHP'li belediyede aile boyu skandal! 700 milyonluk rüşvet çarkı…
CHP İstanbul il binasının satın alınması sırasında Ekrem İmamoğlu'nun kasası Fatih Keleş ve Tuncay Yılmaz'ın bavul ve çantalarla taşıdığı balya balya para sayma görüntüleri hafızalarda yerini korurken bu kez Afyonkarahisar'da para dolu valiz skandalı yaşandı. Afyonkarahisar'da CHP'li Belediye Meclis Üyesi Mustafa Kadem'in bir müteahhitten bir valiz dolusu para alırken görüntüleri ortaya çıktı.

Afyonkarahisar'da CHP'li Belediye Meclis Üyesi Mustafa Kadem'in bir müteahhitten çanta dolusu para alırken görüntüleri ortaya çıktı. Rüşvet çarkını Başkan Burcu Köksal'ın eşinin yönettiği öne sürüldü.

Burcu Köksal ve eşi Yasin Köksal
Para alışverişine ait video sosyal medyada yayılırken, müteahhit Mustafa G.'nin ruhsat alabilmek ve işleri hızlandırmak adına rüşvet parasını CHP'li Kadem vasıtasıyla belediye yetkililerine verdiği öne sürüldü. Konuyla ilgili savcılık soruşturma başlattı.

Soruşturma Başlatıldı…
Görüntülerde müteahhit Mustafa G., CHP'li meclis üyesi Kadem'e ait pide salonunda poşetten çıkardığı balya balya paraları siyah bir valizin içerisine aktardığı ve Kadem'e verdiği görülüyor. Müteahhit Mustafa G.'nin yaptığı inşaatlara iskân almak ve işleri hızlandırabilmek için rüşvete zorlandığı öğrenildi.
Konuyla ilgili müteahhidin şikâyetçi olduğu ve savcılık tarafından soruşturma başlatıldığı öğrenildi. Öte yandan Afyonkarahisar Belediyesi dün yaptığı açıklamada, çanta dolusu parayı alırken görüntülenen meclis üyesi ile ilgili inceleme başlattıklarını belirtti.

Sabah'ın haberine göre, Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal'ın eşi Yasin Köksal'ın 'Gölge Başkan' olarak nitelendirildiği ve belediyeyi asıl yöneten kişi olduğu öne sürüldü. Yasin Köksal'ın talimatıyla çok sayıda müteahhit ve şirketten imar karşılığı rüşvet alındığı bu rakamın 700 milyon TL'yi bulduğu öğrenildi. Adeta rüşvet çarkı kuran Yasin Köksal'ın telefon takip ve dinlemesine yakalanmamak için yurtdışı hatları kullandığı öğrenildi.

Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığının görüntüler üzerinden başlattığı soruşturmanın imardan sorumlu Belediye Başkan Yardımcısına kadar uzanabileceği ifade ediliyor. AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya, “Görüyoruz ki CHP'li belediyenin olduğu her yerde rüşvet ve hırsızlık var” ifadelerini kullandı.

Gazeteye Mühür Vurdu…
Öte yandan; CHP'li yönetim, belediyeye ait olan ve yaklaşık 150 milyon TL değerindeki bir akaryakıt istasyonu arsasını, yine belediye iştiraki olan YÜNTAŞ A.Ş.'ye yaklaşık 50 milyon TL bedelle satmış, daha sonra ise bu arsa özel bir şirkete daha da düşük rakama satılmıştı. Bu skandalın da gün yüzüne çıkmasıyla İçişleri Bakanlığı, Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal hakkında "Belediyeyi zarara uğratmak" suçlamasıyla soruşturma izni verdi. CHP'li Başkan Burcu Köksal, bir şirketten imar affı için 60 milyon lira istediği öne sürülen eşi Yasin Köksal ile ilgili haber yapan yerel Kocatepe Gazetesi'nin binasını geçtiğimiz aylarda mühürletmişti.

Burcu Köksal'ın AKP'ye Geçeceği İddiası
Bu iddia Afyon'u ayağa kaldırdı; halk tarafından protestolar başladı…
Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal'ın CHP'den istifa ederek AKP'ye geçeceği iddialarının ardından kentte tansiyonu yükselerek kalabalık topluluktan oluşan vatandaşlar belediye binası önünde protesto gerçekleştirdi.

Afyonluların gösterileri 

Halkın haykırdığı: “Başkan yapma Afyon'u satma”, “Biz seni Saray'a değil, Afyon'a seçtik” ve “Başkan Yapma” yazılı pankartlar taşıyan grup, sloganlar eşliğinde tepkisini belediye önünde ortaya koymuştur…

7 Mayıs 2026 Günü Telefonları Açmaz Oldu
CHM PM Üyesi Prof. Dr. Barış Övgün, Sözcü TV canlı yayınında yaptığı açıklamalarda Burcu Köksal'ın CHP'den gelen telefonlara yanıt vermediğini belirtti. Öte yandan gazeteci Barış Yarkadaş, Burcu Köksal'ın açıklamalarını aktardı. Köksal'ın 'kararını verdiğini' iddia eden Yarkadaş, "Burcu Köksal, 'salı günü genişletilmiş il başkanları toplantısında AK Parti'ye katılıyorum. Bu kararın arkasında herhangi bir tehdit ya da baskı yoktur. Hakkımda herhangi bir soruşturma da bulunmamaktadır' diyor” açıklama yapar.

17 Ekim 2025’te Burcu Köksal’ın “AKP’ye Geçeceği” İddiasına Yanıtı
Siyaset kulislere göre Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal için “CHP'den AKP'ye geçeceği” konusunda Köksal'dan ilk açıklama: “Bulunduğum yerdeyim. Parti içinde beni istemeyenlere inat hiçbir yere gitmiyorum, yıllardır iftiraları çürüte çürüte, yalanları yıka yıka mücadeleme devam ediyorum” dedi. Hatta Köksal açıklamasında partisine sitemlerini de dile getirerek, pazar günü yapılacak olan il kongresine giderek “kuyusunu kazanlarla hesaplaşacağını” söylemiştir.

Kurultaydan sonraki açıklamaları…
Köksal açıklamasında: “37. kurultaydan beri huzurlu bir günüm olmadı. Yemediğim hakaret kalmadı. Dışarıdan saldıranları anlarım siyasette, ama ömrümü verdiğim partimden gelenlere ne diyeceğim? Memleketime belediye başkan adayı oldum. Hizmeti buradan sürdüreyim diye. Adaylığım sürecinde partimden kovuldum, linç edildim hatta CHP'li bazı gazeteciler tarafından ekranda 'Kazanamaz, yüzde 5 alır 10 alır' diye günlerce anti propagandaya maruz kaldım.” Diyordu.

Rekor oyla seçildiğini söyler…
Köksal: “Partideki marjinal bazı kişiler kazanmamam için kapı kapı çalıştı, hiçbir şey yapılmadı. Rekor oyla seçildim bu sefer iftiralarla gelmeye başladılar. Eşimi, çalışma arkadaşımı ve doğru dürüst tanımadığım bir müdürü 60 milyon rüşvet almakla suçladılar. Bunu yapan Yüntaş'ın avukatlığını vermeyi reddettiğim gençlik kolları başkanıydı. Yargıya müracaat ettik. Kişi ifadesinde basına numarasını servis edenin Parti Meclisi üyesi Y. G. olduğunu söylemiş…

Savcılık dosyasında ispatlı, ayrıca bunu PM üyesi Y.G. kadın kolları başkanına da Y.G.'nin ekip arkadaşı olan T.T. de eski bir partiliye atmış. Bunları genel merkeze ilettik. Yargı takipsizlik kararı verdi ama genel merkez bu PM üyesine hiçbir şey yapmadı hatta bütün kurultaylarda kendisini ödüllendirip yeniden PM’ye aldı…

Yetmedi örgütlerden sorumlu Genel Başkan yardımcısının yardımcısı yaptılar. Bu PM üyesinin ekip arkadaşı sosyal medyadan ne ırkçılığımı ne de faşistliğimi bıraktı. Adamı 'Disipline verin' dedim. Mevcut il başkanı disiplin kurulu toplanmıyor gibi bahanelerle hiçbir işlem yapmadı. Zaten bugüne kadar bana kim saldırdıysa mevcut il başkanının bir teşekkür etmediği kaldı. Hiçbir konuda yanımda olmadı…

Şimdi de tekrar aday olmuş, 'Belediyeyi kazandık' diye adımı kullanarak oy istiyor. Bana hakaret eden ilçe başkanına gereğini yap diyen ilçe başkanlarına ya önemsiz ben görmüyorum deyip geçiştiriyor. O ilçe başkanıyla gidip sırıtarak poz veriyor. Bu adam benim il başkanım öyle mi? Demokrasi bu mu? Seçilmişlere hakaret, iftira saygısızlık mı?

Yetmiyor sosyal medyada bana ırkçı faşist diye yazan adam PM üyesi Y. G’nin desteğiyle il başkan adayı oluyor niye benimle daha çok uğraşıp hakaret etsin diye.

İlçe delegasyonuna gidip atıp tutarak oy istiyorlar. Her yerde tek adaya giden genel merkezden Afyonkarahisar için ses yok hatta aldığım duyumlar bana hakaret eden İl başkan adayının desteklendiği yönünde. Her yerde tek aday burada 3 aday niye ola ki Burcu Köksal’ın karşısındaki aday kazanırsa onunla uğraşsın seçimlerde alt edemiyoruz belki itibarsızlaştırarak alt ederiz diye.
Alnım ak, başım dik…
Burcu Köksal: “En son bir restoranda çekilen saçma sapan bir görüntü üzerinden linç edildik. Trol hesaplarda neler yazılmadı ki kimisi videodakinin eşim olduğunu yazdı kimisi 700 milyon rüşvet diye yazdı ne senaryolar üretildi çok şükür alnım, ak başım dik”

İftira atıldı…
Köksal: “Ekşi yemedik karnımız ağrısın. Bizimle alakası olmayan bir konuda bile iftira atıldı kendi hakkımızı kendimiz savunduk, ömrümü verdiğim partimden yine ses yok. Benim suçum gecemi gündüzüme katarak çalışmak 74 yıl sonra belediyeyi kazanmak mıydı?

Her konuda yalınız bırakıldım…
Köksal: “Her konuda yalnız bırakıldık. Yarın hangi iftiraya maruz kalacağız hangi hakaretler edilecek bilmeden yaşamak hangi cephede savaşacağınızı bilemediğiniz bir hayat ne kadar huzurlu olur. Başkan seçildiğim günden beri alt etmeye çalışanlara çanak tutanlar onları ödüllendirenler yapılanlara sessiz kalanlar hakkımı savunmayanlar kim? Siyasette rakibiniz saldırır anlarım da kendi içinizden gelen saldırılar ne olacak?”

İl Kongresinde kuyumu kazanlar ile hesaplaşacağım…
Köksal: “Bir taraftan her türlü zorluk içinde hizmet etmeye çalışıyorum. Bir taraftan bunlarla uğraşıyorum. Çalışmaktan hizmet etmekten değil İçeri dışarı her türlü mücadele yoruyor. Şu ellerin taşı hiç bana değmez. İlle dostun bir tek gülü yaralar beni.

Kimsenin benim yüzümden artık iftira ve hakaretlere maruz kalmasını istemiyorum. Pazar günü il kongresinde olacağım benim kuyumu kazanlarla iftira atıp hakaret edenlerle Allah’tan korkmayıp kuldan utanmayanlarla hesaplaşacağım. Artık partimin içinde yaşadıklarıma ses çıkaracağım susmayacağım. Klama geldi.” (Yararlanılan Kaynak: Deniz Işık Balkan)

17 Mart 2026 Salı

İSARAİL'İN ULAŞMAK İSTEDİĞİ "BÜYÜK İSRAİL" İDEALİNE DOĞRU!






Türkiye-İsrail ile Gelgit İlişkileri ve İsrail'in İdali

İsrail’in Gazze’deki yaptığı insan soykırıma varan insan katli ABD desteği ile yapıtı. AKP’de Amerika’ya ve onun manyak lideri ABD ve Ronald Trump’a desteği yanında tek söz söyleyebildi mi?

Ankara'nın 2012'de, İsrail için casusluk yapan ve İran'ın nükleer silah programı hakkında bilgi toplayan 10 kadar İran vatandaşının kimliklerini İran'a bildirdi.

Erdoğan, Suriye mülteci krizini Avrupa Birliği'nden taviz koparmak için de kullandı.

2016 AB-Türkiye anlaşması ile AB'nin Ankara'nın düzensiz göçü durdurma taahhüdü karşılığında Türkiye'ye 6 milyar avro yardım sağlamayı kabul etti. Böylece Recep Erdoğan'ın AB ile anlaşması ile Türkiye'den artık mültecilerin Avrupa'ya girişini engellemeyeceği sözünü verdi. 2020 yılına gelindiğinde Türkiye’den Yunanistan’a göçmen geçişleri başlamasından dolayı, Yunanlılar ile sınır krizi yaşandı; Yunan hükümeti bunu “şantaj diplomasisi” olarak nitelendirdi.

Recep Erdoğan’ın manyaklıkta sınır tanımayan Trump’a tek kelime söz söyleme cesaret var mı? Yok. İsrail sınırlarımı Urfa’yı da içine alarak çizerken, sesi soluğu çıkmayanlar, meşrutiyet hakkını halktan alma yerine Amerika’dan alanlar, Amerika’nın önünde eğilip, ülkesini batırmaktan çekinmeyendir.

İsrail'in aklından çıkartmadığı, amaca ulaşmak için yapamayacağı olmayan bir karaktere sahip olup, zihinlere kabul görmüş devlet sınırları “Arz-ı Mev’ud” (Vaat Edilen Topraklar) olarak Türkiye sınırları içerindeki Urfa'ya kadar uzanmamaktadır.

İsrail’in kuzeyde Lübnan ve Suriye (Golan Tepeleri), doğuda Ürdün ve Batı Şeria, güneybatıda Mısır (Sina) ile sınırlıdır bir bölgeyi kapsamaktadır. Ancak, “Kitap-ı Mukaddes'te geçen ve teolojik-tarihi anlatıda, sınırların Mısır Irmağı'ndan Fırat Irmağı'na kadar uzandığı alanları kapsamaktadır.

Böylece İsrail'in Asıl hedefi, bütün çevre ülkeleri güçsüz duruma getirip son hedefi Türkiye sınırları ve Şanlıurfa olacaktır. Bu da İsrail'in şimdilik suskun, uykuya bıraktığı “Harran Projesi” olup uyandırılacağı günü beklemektedir.

İsrail’in hayalini gerçekleştirmek istediği, projesinde yaşattığı Arz-ı Mevud'a göre Kudüs'ten sonra mutlaka alınması gereken kent Şanlıurfa’dır. Çünkü Arz-ı Mevud idealine göre İsrail için Kudüs kadar önemli olan Harran ve Urfa kentidir.

Türkiye sınırları içerinde bulunan Urfa bir Türk kenti olarak tarihi geçmişi, kutsal kitaplarda, hadislerde adı sıkça geçen bir kenttir. Bu kenti vadedilen topraklar diye sürekli içselleştiren İsrail bu kenti kutsal ata yurdu olarak kabul etmekte olup asla, idelinden vaz geçmiş değildir.

Yahudiler, Hıristiyanlar tarafından yaşadıkları topraklar içinde kalan Kudüs'ten vahşi bir biçimde dünyanın birçok yerlerine sürüldü. Ancak Yahudiler kendi topraklarından sürülmeleri yetmedi, sürgün gittikleri her coğrafyada bunları seven olmadı katliama, ayrımcılığa ve zulme uğradılar ve her yerde kendilerini güvencede hissetmediler. 15. Yüzyıldan itibaren ise İspanya’da ayrımcılık görüp katledilen Yahudilere tek kucak açan Osmanlı Yönetimdeki ülke Türkiye oldu ve kendilerini yerleştikleri ve daha çok güvencede hissettikleri Türk beldeleriydi.

Bir söz vardır, “zulümle abat olunmaz” bu sözün en çok deneyimlisi olan Yahudiler olmasına rağmen bugün gözü dönmüş bir biçimde Filistinliler saldırmaları, birçok çocuk ve insanların öldürülmesine neden olan İsrail iki bin yıldır sürgünler görüp, sürgüne gittikleri ülkelerde gaz odalarına diri atılmalar, işkenceler, ölümler görmesine rağmen, kendileri benzer şeyleri başkalarına yapmaktadırlar. Yani Yahudiler 1949’da şimdiki bulundukları bölgelerinde devletleri kurdular, bilgedeki yerli insanlar ile çatıştılar, onların cellattı oldular, katillikte sınır tanımadılar, sürekli savaştılar, üç dinin kutsal saydığı Kudüs’ü ele geçirdiler. Böylece kendi cellatlarına rahmet okutur bir durum ile tarz-ı siyasetle oyununu oynayıp durdular.

İsrail bu cellatlığı yaparken, geçmişteki teknoloji anlatımları kendilerine rehber edinerek “Arz-ı Mev’ud” (Vaat Edilen Topraklar) güvencesiyle gerçekleştiriyordu.

Bunca yüzyıllık ide ile yola çıkan İsrail yöneticileri, toplumsal akıl dışına çıkarak öne sürdükleri “Arz-ı mevud” garabeti ile aklından uzaklaşıp bölgeyi terörize ediyor. İran sonrası BOP Planına göre Türkiye mi olur kaygıları ağır basmaktadır. İran’a saldıran delilik, Türkiye’ye de saldıramaz denemez. Yani Tarihte Türkler ve Yahudileri birbirine düşman olmamışlar ancak son gelişmeler gösteriyor ki artık düşmanlaşma kıyıda beklemekte midir? Görülecektir.

Arz-ı Mevud ve Urfa
Siyonist Yahudiler, “Am Hasagula" olarak adlandırdıkları bir üstünlük, seçilmişlik anlayışına sahiptir. Kendisini İbrahim Peygamber’in soyundan olarak tanımlayan Hasagulalar'ın ideolojik haritasına “Arz-ı Mevud” denir.

Bu haritada görülen en stratejik yerin Kudüs olduğunu biliniyor.
Arz-ı Mevud'a göre en az Kudüs kadar önemli olan diğer bir kent Urfa ve Harran olmaktadır. Bazı bulgulara göre siyasi olarak Harran İsrailler için Kudüs'ten daha çok önemli yer tutmaktadır.

Yahudi yazılı kitaplarında olsun, Sözlü Tora'da olsun “Arz-ı Mevud'a” göre bu topraklarda işlenen bütün günahlar affedileceği için bu toprakların elde edilmesine kadar her türlü zulmü ve hileyi kendilerine meşru görmektedirler. Ayrıca, Yahudiler öldükten sonra bu topraklar üzerinde toplanacaktır.

İşte tel burada kopar; çünkü Siyonist akla göre, İbrahim Peygamberin göç ederek Sina ve Mısır’a doğru ayrıldığı Harran topraklarıydı. Rab, İbrahim'e bu göçüyle ilgili büyük bir millet vaadinde bulunur. Buna dayanan Siyonistler bu yolculuğa çıkan topluluğun varisi olarak kendilerini görürler. Böylece bu anlayışa doğrultusunda ise Yahudiler kendilerini kutsanmış millet olarak görürler ve Siyonistler, Kenan soyundan bazı toplulukların Nuh Peygamber tarafından lanetlendiğini düşünerek toprakları ellerinden alıp onları sürmeyi dini bir gerekçe olarak görürler.

Yahudilere göre sınırları belirlenen kutsal toprakları…
İşte Yahudilerin anladığı vadedilen toprakların sınırları çizilir: “İsraillilere de ki, Miras olarak size düşecek Kenan ülkesine girince, sınırlarınız şöyle olacak; ‘Güney sınırınız Zin Çölü'nden Edom sınırı boyunca uzanacak. Doğuda, güney sınırınız Lut Gölü'nün ucundan başlayacak, Akrep Geçidi'nin güneyinden Zin'e geçip Kadeş-Barnea'nın güneyine dek uzanacak. Oradan Hasar Addar'a ve Asmon'a, oradan da Mısır Vadisi'ne uzanarak Akdeniz'de son bulacak. Batı sınırınız Akdeniz ve kıyısı olacak. Batıda sınırınız bu olacak. Kuzey sınırınız Akdeniz'den Hor Dağı'na dek uzanacak. Hor Dağı'ndan Levo-Hamat'a, oradan Sedat'a, Zifron'a doğru uzanarak Hasar-Enan'da son bulacak. Kuzeyde sınırınız bu olacak. Doğu sınırınız Hasar-Enan'dan Şefam'a dek uzanacak. Sınırınız Şefam'dan Ayin'in doğusundaki Rivla'ya dek inecek. Oradan Kinneret Gölü'nün doğu kıyısındaki yamaçlara dek uzanacak. Oradan Şeria (Ürdün) Irmağı boyunca uzanacak ve Lut Gölü'nde son bulacak. Musa İsraillilere, Miras olarak kurayla paylaştıracağınız ülke budur.”

Urfa'dan İsrail'e giden Yahudilere günümüzde “Urfalis” denilir.
Urfa vadedilmiş topraklar içerisinde gösterilmesinin nedeni, İbrahim Peygamberin anayurdu olduğundan dolayı burasını “ata toprağı” olarak görürler. Dolaysıyla da burası Kudüs'ten sonra en önemli idealleri Urfa'nın ele geçirilmesidir. Ele geçirilen Urfa ile Yahudiler için “Arz-ı Mevud” tamamlanmamış ve kehanet gerçekleşmemiş olacaktır.

Yahudilere göre eğer bu kehanet gerçekleşmez ise Yahudiler için bölgede huzur içinde bulamayıp, her an Kudüs’ten ve bölgeden yeniden sürülme tehlikesi ile karşı karşıya kalıp sürebileceğine inanırlar.

Dolaysıyla Yahudilerin Urfa’ya verdileri adlar; Ur, Kalde Ur'u, Harran Ur'u, Orhâi, Orrha, Orrhoa, Orhay, Vurhai, ve Edessa olarak tanımlanan Urfa, Yahudi İsrail Devletinin mutlak bekası için ele geçirilmesi gereken bir Harran bölgesi ve Urfa kentidir. Hatta Yahudiler için Urfa, Kudüs'ten daha öncelikli haç hacı yapma yeridi.

Selman Zebil 17 Mart 2026 Antalya
Bazı bölümlerde yararlanılan Kaynak: Mehmed Mazlum Çelik @MMazlumcel celikmehmedmazlum@gmail.com






TÜRK TARİHİNDE BOZKURT'UN ANLAM ve TARİHİ

Bozkurt’un Anlamı ve Tarihi Bozkurt sembolü, Bozkurt işareti veya Bozkurt eylemleri, Türklerin mitlerinden gelme olup, siyasi bir simge duru...