Anadolu’dan Türkmen Alevi-Kızılbaş Sürgünleri ve Etkileri
1514’ten itibaren bu ülkede çoğunlukta olan, Türkmen Kızılbaş toplumu Osmanlı Sultanı Yavuz Selim ile başlayan süreçlerde başta bilinçli bir biçimde inançsal olarak, toplumsal veya bireysel olarak sürekli şiddet ve baskılara maruz bırakılmış bir toplumdur. Osmanlı Sultanı Yavuz Selim ile 16. Yüzyıldan itibaren başlayan şiddettin her türlüsü, Anadolu’da Türkmen Kızılbaşlar üzerinde yoğunlaşır. Dil ile başlayan şiddet dozunu artırdıkça işin ucu fiziksel kıyımlara kadar uzanır. Kıyımlara varan şiddet dursa da hala Anadolu’da dil ile Alevi toplumu hakkında türlü iftiralar aynı oranda Alevi toplumuna benzer acılar veren iftira sözler şöyle veya böyle sürdürülmektedir.
Alevi katliamlarını, Alevilere yapılan baskıları anımsatmak gerekir…
Anadolu’da Aleviler üzerinde başlatılan kin ve nefretin üretilmesinde başta Yavuz Selim’in akıl hocası olan Şafi Kürt İdris-i Bitlisi (Bitlisli İdris) tarafından Kızılbaş Türkmen düşmanlığı başlar. Bu Kızılbaş Türklere kin ve nefretler, 17. Yüzyıldan itibaren resmi Osmanlı sistemi içerinde etkin biçimde propaganda ile başlar ve bu etkin propaganda diğer Sünni Türk toplumunun aklına iyice sindirilir ve unutulmaz bir biçimde günümüze kadar bu yalan ve iftiralarla dolu acı veren propaganda etkisi silinmeden sürmektedir...
1512 yılında başlayan Kıbrıs sürgününün ilki Antalya Finike limanından başlamış ve en yakın yer olan Girne Limanına indirilmiştir. Sürgüne gönderilen ilk kafile Alevi Bektaşiler geri dönmesin diye Girit, Rodos, Kıbrıs gibi Anadolu’dan uzak adalara gönderilmişlerdir.
İlk gidenler Karaman, Seydişehir, Antalya: Torosların eteklerinde yaşayan Alevilerdir. Finike’den hareket eden gemide bulunanların Torosların her iki yakasında kalan bugün ki Alevilerin yakınları, gidenlerden haber almak için Turna Kuşlarının gelmesini ve haber getirmesini beklemişler. Turna Kuşları, Osmanlı tarafında Mısır, Kıbrıs, Lodos, Girit adalarına sürgün edilen Alevilerden haber getirdiği, selam götürdüğü simgelenir.
1572 yılında Musul Kadısına yazılan 664 sayılı ferman ile, Mısır bölgesinde bulunan ve Kızılbaşlık ile bağı olanların Kıbrıs’a sürülmesine dair karar! Sürgüne gönderilen ilk kafile Alevi Bektaşiler geri dönmesin diye Girit, Rodos, Kıbrıs gibi Anadolu’dan uzak adalara gönderilmeleriydi…
1574 yılında Alanya’nın Morgil köyündeki 2 kardeşin medrese öğrencilerine verdiği eğitim gerekçe gösterilerek öğrencileri ile birlikte Kıbrıs’a gönderilmeleri…
Karaman’da Karabey adlı şahısın bütün sülalesi ile birlikte Kıbrıs’a gönderilmeleri ve Halep’ten başlayarak Konya ovası ve özellikle Karaman’da bulunan bütün varlığına da el konulmasına dair karar ve ferman…
Çorum Beyine yazılan 968 sayılı ferman ile Etrak’ların (Türk Kızılbaşların) çok cesur olduklarından ileriki süreçte başlarına bela olabileceği kanaati ile bir an önce seslerinin kesilmesi aksi halde Kıbrıs’a sürülmeleri…
1576 yılında Dulkadiriye ve Bozok Beylerbeyine gönderilen Fermanla Şah İsmail ve İran ile ilişkisi olan elebaşlarının idam edilmelerine, kalanların ise Kıbrıs’a sürülmelerine dair kara ve Ferman…
Karaman Kızılbaş ileri gelenlerinden Aksak Seyfettin, Kızılbaşlık ile ilişkili olduğu için derhal ortadan kaldırılmalı. Taifesi de Kıbrıs’a sürülmeli diye Karaman Beylerbeyine verilen kesin talimat…
1578 de Sivas Beylerbeyine gönderilen ferman ile bölgedeki Kızılbaşların liderlerini, Pirlerini ortadan kaldırın (İdam edin) kalanları da yanlarında kolluk kuvvetleri olmak üzere Kıbrıs’a gönderilmelerini sağlayınız.
Seydişehir ve Beyşehir Kadılarına aynı tarihte ayrı ayrı yazı göndererek Bölgenin en büyük Mülhid Başı Muharrem Dede önceden Kıbrıs’a gönderilmesine rağmen müritleri aynı yolda yürümeye devam ettiklerinden, kadınlı erkekli muhabbetler ettikleri tespit edildiğinden öncelikle elebaşlarından Hüseyin olmak üzere ileri gelenlerinin idam edilmelerine, kalanların da Kıbrıs’a gönderilmelerini emrediyorum…
1587 yılında Celali isyancılarından kalanların bir kısmı risk oluşturmakta ve Müslümanlara bela olmaktadırlar. Bunların derdest edilerek Kıbrıs’a gönderilmelerini ve Kıbrıs’da Mesarya denilen köye yerleştirilmeli ve kontrol altında tutulmalılar…
1700’lü yılların başlarında Hacı Bektaş Veli’nin yaşadığı bölgeden Nevşehir, Ürgüp, Bor, Kırşehir ve Niğde bölgelerinden gerekçesi bilinmeyen nedenlerle bol miktarda ailelerin Kıbrıs’a sürüldüğü bilinmektedir ve en ilginç olan yanı Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin yaşadığı bölgede o sürgünden sonra yok denilecek kadar Alevi kalmıştır…
1700’lü yıllarda bu bölgede o kadar çok olan Kızılbaş Türkmenler, günümüzde Niğde, Kırşehir ve Nevşehir illerinde birçok ilçelerinde Alevi köyleri artık yoktur. O dönemlerde Kıbrıs’a sürülenlerden sonra kalanlar ya öldürülmüşler ya da asimile edilmişlerdir. (Mehmet Kiraz'a sevgilerimle)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder